Yanı başımızdaki Ata toprağı: Caber Kalesi ve Kısa Tarihi


Kurtuluş Savaşının en önemli antlaşmalarından bir tanesi olan 1921 Ankara Antlaşması ile Büyük Millet Meclisi (BMM) Hükümeti ile Fransa Cumhuriyeti; Birinci Dünya Savaşı'ndan arta kalan hesaplarını kapatmışlardır. Bu antlaşmanın tarihimiz açısından anlamı ise BMM'nin siyasi meşruiyetinin dünya tarafından tanınmasıdır. Daha önce Rusya ve diğer Sovyet Cumhuriyetleri ile imzalanan antlaşmalar olsa da bu antlaşma ile ilk kez resmen savaş hali içerisinde olunan bir ülke ile masaya oturulmuş ve barış sağlanmıştır. 


Mart ayında Fransa ile BMM kuvvetleri arasındaki Türk tarihçilerinin Güney Cephesi; batılıların ise "Klikya Savaşı" olarak adlandırdığı çatışmalar bitmiş ve ekim ayında iki taraf Ankara'da masa başına oturmuş ve nihai çözüm konuşulmuştur. Anlaşma ile Türkiye ve Suriye arasındaki sınır belirlenmiş, Antakya Suriye Mandaterliğinde kalmış iken Suriye'de sınırları içerisindeki Caber Kalesi'nin egemenlik hakkı Türkiye'ye bırakılmıştır. İslamiyet öncesi "Dawsar" olarak adlandırılan kalenin isminin hicri beşinci yılda işgal eden Beni Kuşeyrli Caber'den alındığı düşünülmektedir. Yavuz Sultan Selim'in doğu seferleri ile Osmanlı egemenliğine giren bölgede bulunan mezar Kale'nin önemini artırmıştır.

Süleyman Şah Türbesinden Bir Görüntü: O. Yılmaz

İki yıl süren Fransız Mandeterliği bitmeden önce Suriye'deki Caber Kalesinde asker bulundurma hakkı Türkiye'nin elinde kalmaya devam etmiştir. Lozan Antlaşmasında ise Suriye ile ilişkileri düzenleyen Ankara Antlaşmasının geçerli olmaya devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Caber Kalesinin önemi ise, içinde yer aldığı bölgede yaşan yerli halkın "Mezar-ı Türki" dediği türbe nedeniyledir. Moğol istilası öncesi Selçuk beylikleri ile Haçlı orduları arasında sık sık el değiştiren kalede yer alan mezarda Süleyman Şah'ın naaşı bulunduğuna inanılmaktadır. Ancak Süleyman Şah'ın mezarının burada olması tarihi bir karışıklığının sonucu da olabilir.

1921 Ankara Antlaşması


Anadolu Selçuklularının kurucusu Kutalmış oğlu Süleyman Şah, Batı Anadolu seferlerinde aldığı yenilgi ile güneye kaçmış ve Antakya'nın işgali sırasında ölünce buraya gömülmüştür. Osmanlı hanedanının kurucusu Osman Beyin dedesi Süleyman Bin Kaya Alp'in ise Anadolu'da kabilesine yerleşim bölgesi arama çabası içinde Fırat Nehrini geçerken ölmüş ve buraya gömülmüştür. İki Süleyman Şah'ın öyküsünün bittiği nokta olarak Ceber Kalesinin kesişmesi ise kaleye verilen önemin nedenini karıştırmaktadır. Yazılı kayıtların çok nadir olduğu, Türklerin Anadolu'daki iktidarının sarsıldığı bu dönemde; yaklaşık 1000-1200 yılları arasında, yaşanan bu iki hikayenin birleşmesi ve birbirini beslemesi doğal karşılanabilir.

Her nasılsa kalenin Türk tarihi için taşıdığı önem ortadadır. İster Anadolu'nun Türkleşmesinin büyük ölçüde sorumlusu olan Kutalmış Oğlu Süleyman Şah olsun isterse Türklerin kurduğu en büyük emperyal güç olan Osmanlı Hanedanlığının dedesi Süleyman Bin Kaya Alp olsun Caber Kalesinin korumasının Türkiye'ye bırakılması Fransa ile yapılan Ankara Anlaşmasından sonra bir daha tartışılmaya açılmamış ve Suriye Devleti bu antlaşmanın yürürlüğününü sürdürmüştür. En son II. Abdulhamit döneminde restorasyonu yapılan Mezar daha sonra Asad Baraj Gölünün sularının yükselmesi nedeniyle 1973 yılında kalenin kuzeyinde Karakozak köyü yakınlarındaki bir bölgeye taşınmıştır.

Halen Türk Silah Kuvvetleri 20. Zırhlı Tugayı 3. Hudut Alay Komutanlığı 2. Hudut taburuna bağlı bir manga askerin koruduğu mezar Caber Kalesinin kuzeyindeki Süleyman Şah'ın 1973'te taşınan yeni türbesidir. Buradaki askerin ikmali her ayın yedisinde gerçekleştirilmeye devam etmektedir. Binlerce yıllık bir geçmişi bulunan yerleşimin "Kale" olarak kullanılmadan önce de insanların ilgisine mazhar olduğu anlaşılmaktadır. Suriye'de son dönemde artan iç sıkıntıların Türkiye'nin gönül bağı olduğu hatırata ve halkların ortak geçmişine zarar vermemesini dilemekteyim.

DİKKAT: Bu yazı ilk kez 2 Ağustos 2011'de yazılmıştı. Üzerinden yıllar geçtikten sonra Suriye nihayet barışa ulaşmış gibi görünüyor. Ancak sancılı geçen savaş yılları sırasında büyük yaralar alındı. Göçmen krizleri bir yana on binlerce insan canından oldu. Süleyman Şah Türbesi ise Caber Kalesi'nde taşındı. Sonra taşındığı yerden bir daha taşınmak zorunda kalındı. Şu an Türkiye yakınlarındaki Eşme köyünde bulunduğu yönünde bilgiler edinilmektedir. Günümüzde Suriye'nin Dakka vileyine bağlı bulunan Caber Kalesi'nin akıbeti ise hala belirsiz. 





Caber Kalesi'nden 1973 yılında taşındığı 
Karakozak Köyünde bulunan eski Süleyman Şah Türbesi'nin Görüntüleri:

(Fotoğraflar O. Yılmaz'a aittir.)
*** Fotoğraflar artık hizmet vermeyen Panoramio üzerinden paylaşılmıştır.

archive.org linki: 

Türbe'nin girişi. O. Yılmaz





Türbe'nin içinden bir görünüm. O. Yılmaz




Türbe'nin sonradan yerleştirilen kitabesi. O. Yılmaz












1 yorum:

  1. CANTÜRKLERDİR ONLAR HEPSİ BİR ŞAH HEPSİ BİRER PADİŞAHTIR CABER KALESİ SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ CANIMIZDIR TÜRKÜZ ASIRLARDIR VARIZ O TOPRAKLARDA

    YanıtlaSil