George Orwell’den Mein Kampf Eleştirisi


Dünyayı sarsan başyapıtının ortaya çıkmasından önce George Orwell, İkinci Dünya Savaşı, tek başına dünyayı kana bulayan sorumlusu ve deli saçması görüşlerini doldurduğu kitabı hakkında bir yazı kaleme alır. Tüm dünyanın Hitler’in karizması altında şaşkına döndüğü, batılı müttefiklerin ne yapacaklarını şaşırdığı, üçüncü dünya ülkelerinin bu şaşılası kudret karşısında hazır ola geçtiği bir zamanda George Orwell keskin kalemiyle onu alaşağı eder. Almanca olarak yayınlanışının neredeyse on beşinci yılında yazarının dünyayı ele geçirme planlarına ulaşmak üzere olduğu artık kabul görmüş iken karşı sesler kendisine toplumsal bir taban bulamıyordu. George Orwell’in de altını çizdiği gibi toplumlar kudretli önderler karşısında büyülenmiş gibidir. İşte tam da bu anda Orwell New English Weekly dergisi'nde Hitler ile kavgaya girişir.

Prof. Dr. Tuncer Baykara'nın Not Defteri


Tarih biliminin yaşayan efsanelerinden Prof. Dr. Tuncer Baykara.  Zeki Velidi Togan’ın tedrisatından geçmiş olan şanslı hocalarımızdan. Öğretmen çocuğu olmanın verdiği kişisel disiplin ile pedagojik hassasiyeti birleştirebilmiş bir söz üstadı. Bilimsel ilgisinin kısıtlamayan tarihi her alanıyla kucaklayan, uzman hassasiyetinin dar çerçevesinin sınırlarını kıran Baykara Hoca ülkenin çeşitli üniversitelerinde yüzlerce öğrenci yetiştirmiştir. Yetiştirdikleri öğrencilerden akademide kalanlar Profesör olmuş, hocaların hocası lakabını çoktan hak etmiştir. 2012 yılında Emekli olmasına rağmen, bilimsel yazından kopmamıştır. Katıldığı bilimsel çalıştaylarda yeni yetişmekte olan bilim çevresiyle tanışmakta, bilgi ve deneyimlerini paylaşmakta ve bildirileri ile düşünsel üretimini sürdürmektedir.

Star Wars: Yeni Bilim Kurgu Filmi Üzerine Düşünceler


Star Wars serisinin yedinci filmi 2016 yılında yayınlandı yayınlanmasına ama arkasında kopan fırtınalara hala dinmiş değil. Sinema tarihinin en önemli ve uzun soluk serilerinden olan Star Wars yedinci filmiyle yine gişe rekorları kırdı. Serinin arkasındaki isim olan George Lucas'ın yapım sürecini tümüyle Disney'e devretmiş olması kimi çevreleri ilk günden bu yana rahatsız etmiş olsa da kimileri ortaya çıkan sonuçtan oldukça memnun. Yazar ve Yönetmen J.J. Abrams'ın filme ve seriyle verdiği yeni yön ya da kullanılan teknoloji izleyenleri ve sevenlerini ikiye bölmüş durumda. Böyle olunca serinin tarihine dönmenin ve filmin kendi tarihini araştırmanın önemli olduğu kanaatini edindim.

Sekiz Yüzüncü Yılında Magna Carta


Doğruluğu tartışmalı olsa da insanlar tarih boyunca hep yönetilegelmiştir. Seçimle yada seçimsiz başlarında bir yada birden fazla kişinin bulunduğu bu yönetimler; idareleri altındaki halk kesimleri çoğu zaman kendi çıkarları doğrultusunda; egemen oldukları konular, konumlar yada durumlarla birlikte bu yönetimlerin genel şeklini oluştururlar. Yönetimlerin niceliksel yada niteliksel farlılıkları bugün farklı adlandırılmalarla sınıflandırılmalarına yol açmıştır. Yönetilenlerin yöneticilere ulaşması yüzlerce yıl mümkün olamamışken İngiltere’deki bir küçük hadise; insanlığın en önemli başkaldırılarından birini; yani yönetilenin yönetene beyanını, evrensel bir metne bağlayan ilk hamle olarak tarihe işaretlenmiştir. Sekiz yüz sene meydana gelen bu olay; neredeyse modern siyaset tarihinin başlangıç noktasıdır.

Nizamülmülk'ün Gözünden Gazneli Mamhud


Gazneli Mahmud’un akınları Müslüman Türkleri Hindistan’a taşıyorken yeni bir dinsel inancı bir inançlar denizi olan alt-kıtaya eklemiştir. İslam Ortaçağ’da yaşanan bu dinsel fethin ardından Hindistan’ın yerleşik dinleriyle kaynaşmış; yeni görünümlerle birlikte Ortodoks varlığıyla da bu topraklarda kök salmıştır. Mahmud dehşet uyandıran akınlarıyla Hindistan sadece askeri başarılar kazanmamış; sarayında başlayarak tüm egemenlik alanlarına yayılan haklı bir siyasal övgüye de mazhar olmuştur. Egemenliğini dinsel itikadı kadar siyasal becerisiyle de harmanlamış; yarattığı askeri dehşete rağmen idaresi altındaki halkları birleştirmeyi bilmiştir.

Albert Einstein'ın Marie Curie'ye Mektubu


Nobel tarihinin iki ayrı bilim dalında ödül alabilen tek bilim insanı Marie Sklodowska-Curie kişisel yaşamıyla hep ilgi odağı olmuştur. Öncü bilimsel çalışmaları kadınların erkeklerin gölgesinde kalan yaşamının ilk anlarından Paris’in ilk kadın profesörü olarak hakkı teslim edilene değin yazarın, keşifleri ve çalışmaları milyonlarca insanın yaşamını değiştirmiş ve günümüze kadar da aslında değiştirmeye devam etmektedir. Kurtardığı hayatların ve önünü açtığı bilimsel çalışmaların büyüklüğüne rağmen kariyerlerinden bağımsız olarak tanınmış kadınların iç dünyalarına burnuna sokmaktan geri durmayan toplum ilgisi Marie Curie’yi de rahat bırakmamıştır. Eşinin erken vefatının arkasından kişisel ilişkileri gazete sayfalarına yansımış, üçüncü kişilerin acımasızlığı bilimsel merakımızın sınırlarını zorlayarak ifşa olmuştur.