Floransa'nın Hamisi Medici Ailesi ve İtalyan Rönesansının Başlangıcı

 

Floransa, herhangi bir kent değildir. Ortaçağ edebiyatının, düşüncesinin ve sanatının zirvesinde oturmaktadır. Öyle bir yer ki Dante’nin sürgününü, Machiavelli’nin politik dehasını, Leonardo’yu ve Michelangelo’yu birlikte taşıyan bir laboratuvar olmuştur. Bu laboratuvarda Mediciler türlü deneyler yapmıştır. New York nasıl ki kültürlerin erime potasıdır, Floransa da Rönesans’ın mutfağı olarak adlandırılmalıdır. Kentin hamisi konumundaki Mediciler ise asil, dindar ve sanatçı olmaktan çok önce bankacıdır. On ikinci yüzyılda tüm Avrupa’nın finansal başkenti olan Floransa’dak ilk bankayı soylu bir kökeni olmamasına rağmen Mediciler kısa sürede papalığın, Avrupa krallarının ve imparatorlarının bankacısı haline gelmiştir. Medici ailesini bankacılıktan gelen para ile yaşadıkları şehre yatırım yapmaya başlamaları kentin tarihini de değiştirmiştir. Floransa sayesinde Mediciler ortaya çıkmış, Mediciler ortaya çıktığı için de Floransa var olabilimiştir. Burada okuyacağınız tam da bu yüzden hem Floransa’nın hem de Medicilerin ortak hikayesidir. Fransa Krallığı'na iki kraliçe; I. Catherine de Medici ve Marie de Medici’yi gelin verecek kadar Avrupa siyasetinde yükselen bu aileyi anlamak Floransa’yı da anlamak demektir. 

 

Her nek kadar Dante Alighieri, Machiavelli ve Leonardo da Vinci gibi düşünürler Donatello ve Michelangelo gibi sanatçılar bu kentle anılıyor olsa da kente damgasını vuran asıl isim Cosimo de Medici’dir. Günümüzde doğrudan bir temsilcisi kalmasa da Ortaçağ’ın en zenginlerinden olan Medici hanedanının kurucusu ise banker babası Giovanni di Bicci de Medici’dir. Kendisi soylu bir aileden gelmeyen Giovanni şehrin idaresini etkilemekte ancak resmi bir görev de üstlenmemiştir. Floransa öteden beri yerleşik aristokratik soylular sınıfı tarafından yönetilmekteydi. Bu asil kentte iktidara gelmek için soylu olmak ön şarttı. Floransa’nın kuzeydoğusundaki tepelik bir köy olan Mugello’ndan gelen Giovanni’nin bunu başarması neredeyse imkansızdı. Soylu geçmişten yoksun olmasını bir avantaja dönüştüren Giovanni di Bicci de Medici kent meclisinin inşa ettirmek istediği mimari projelere uygun krediler sağlamıştı. Oğlu Cosimo da babasının izinden gitti ve stratejik olarak her zaman halkın sempatisini kazanmaya ve Cumhuriyet kurumlarına sızmaya özen gösterdi. Ekonomik büyüklüğünü siyasi emelleri için kullandı ve sanatsal yanını halkın beğenisini kazanmak için araçsallaştırdı. Resmi bir görev asla alamadı. Dönem kayıtlarında da bu yüzden sıklıkla “taçsız prens” olarak tanımlanmaktadır. Onun gücü borçlandırdığı insanlardan, bir şekilde satın aldığı sadakatten ve halkı büyülemek için kentte inşa ettiği sanat eserlerinden gelmektedir. Kentteki gücü hızla rakiplerinin ittifak kurmasını da sağlamıştır. Bir araya gelen rakipleri onu 3 Ekim 1433'te on yıllığına sürgüne göndermiştir. Ancak bir yıl içinde kentin ekonomisi çökünce kent meclisi onu geri çağırmak zorunda kalacaktır. Sürgün gittiği bu kente, 5 Ekim 1434’te “bir kral gibi” girmiştir. Kent meydanlarında toplanan yığınlar onu bir prens gibi karşılamıştır. Artık güç yeniden Cosimo’nun elindedir. Gözünü öyle intikam hırsı bürümüştür ki kenti kaybetmektense onu boşaltmayı tercih ederim diyerek tarihe geçmiştir. 


1493 Nuremberg Yazmasında Floransa Kenti

 

Bu dönemde Cosimo’nun kente en büyük katkısı Santa Maria del Fiore katedralinin eşsiz kubbesini yaptırması olacaktır. Yüzyıldan fazla süredir kapatılamayan devasa açıklık din adamları ve kentin ileri gelenleri tarafından endişe kaynağıdır. Cosimo bu işin finansmanını üstlenince ünlü mimar Filippo Brunelleschi, iskele kullanmadan kapatmayı vaat etmiştir. Gerçekten bunu da başarır. Günümüz de dahi katedralin kubbesi sanat tarihçilerinin övgüsüne mazhar olmaktadır. Yine bu dönemde kentin sembollerinden olan Davut heykeli sipariş edilmiştir. Donatello’nun tüm sanatsal özgürlüğüyle çırılçıplak resmettiği heykel büyük bir yankı uyandırır. Kent halkı ise yaşadıkları alanın böylesine süslerle donatılmasını hoşnutlukla karşılamaktadır. Ekonomi canlanmış, kent din adamları ve öğrencilerin akınıyla hareketlenmiş ve ticaret artmıştır. Yine Cosimo de Medici’nin bu ikinci döneminde düzenlenen 1439 tarihli Floransa Konsili krallarla papaları aynı seviyeye yükseltince Avrupa siyasi tarihinin bir düğümü de çözülmüştür. Seküler düşünce önemli bir mevziyi da kazanmış, Cosimo da artık “Peder Patriae” (Vatanın Babası) unvanıyla anılır olmuştur. Bu finansal hakimiyetin temel taşlarından biri hiç şüphesiz Ortaçağ’ın en güvenilir parasını yaratmış olmalarından geliyordu. Floransa'nın uluslararası para birimi olan "Florin" (fiorino) 3,5 gram saf altından oluşuyor Avrupa’nın tüm ticaretinde para birimi olarak kabul ediliyordu. Florinin bir yüzünde kentin sembolü olan zambak çiçeği (fleur de lys), diğer yüzünde ise kentin koruyucusu Aziz Jean Baptiste figürü bulunuyordu. Bu para birimi güvenilirliği sayesinde 15. ve 16. yüzyıl Avrupa ticari hayatının standart altın para birimi haline gelmişti.

 

İtalyan komün denilen kent meclislerinin ne zaman ve nasıl kurulduğu tam olarak bilinemese de on ikinci yüzyıldan öncesine dahayan tarihi olan ilk kent meclisleri arasında Floransa da sayılmaktadır. Medicilerin ele geçirdiği ve ekonomik baskıyla kontrol ettikleri Floransa bu meclis eliyle yönetiliyordu. 1429'da babasının mirasını devralan kırk yaşındaki Cosimo, sakin ve münzevi görünümüyle önce ekonomiyi sonra da siyaseti ele geçirmişti. 1434’te artık kentin idaresi tümüyle eline geçmişti. İdaresi otuz sene sürdü. Şehrini eşsiz eserlerle donattı, rakiplerini eledi ve ailesine erişilmesi imkansız bir mira bıraktı. Her fani gibi Cosimo da ebediyete intikal ettiğinde yerine oğlu Piero geçti. Ancak kırk sekiz yaşında babasının koltuğuna oturan Piero gut rahatsızlığından muzdaripti ve yataktan nadiren kalkabiliyordu. Bir süre yatağından bankayı ve dolayısıyla da Floransa’yı idare etmeye çalışsa da rakiplerinin bir darbesiyle yüzleşmek zorunda kaldı. Darbe başarısız olup da darbeciler Venedik’e kaçınca, aile içindeki iktidar savaşı İtalyan yarımadasına sıçradı. Beş yıllık iktidarının yarısında darbe ve savaşla mücadele ettikten sonra sanata ve kitaba yatırım yapacak vakti anca bulabilmişti. Kızının düğünü de olmasa yüzünün hiç gülmediği söylemak yerinde olacaktı. Boticelli onu ve ailesini kutsal tasvirlerle resmetmişti ama hanedanın ilahi bir yazgısı olduğunu kimse iddia edemezdi. Hayatının son iki yılında rahat yüzü görse de iyice artan rahatsızları onu 1469’da öldürmüştü. Yerine oğlu Lorenzo geçecekti.

 

Cosimo’nun torunu Lorenzo de Medici, bazılarına göre Muhteşem Lorenzo (il Magnifico) tek başına İtalyan Rönesansının en büyük hamilerinden birisi olacaktır. Annesi Lucrezia Tornabuoni’nin yetiştirdiği Lorenzo babasının sanatına destek verdiği ünlü ressam yaşıtı Botticelli ile birlikte büyümüş, Floransa’daki ünlü sanatçılar ve hümanistlerle aynı masada bulunmuştur. Sanatçı kişiliği sadece aile köklerinden gelmez aynı zamanda yetiştiği çağın bir sonucudur. Ailesinin gösterişli mirasını gölgelerden çıkarıp gün ışığına taşır, halkın kente duyduğu aidiyet duygusunu artırmıştır. Onun döneminde “Floransa başka hiçbir yere benzemeyecektir”. Elbette bu görkemin rakiplerin dişlerini gıcırdatmaması beklenemezdi. Medicilerin kentteki rakibi Pazzi ailesi ve Roma’daki müttefikleri Papa IV. Sixtus’un desteklediği bir suikast planlanmıştır Paskalya ayininin yapılacağı 26 Nisan 1478’de Santa Maria del Fiore’de Lorenzo’nun kardeşi Giuliano de Medici’ye on dokuz kez bıçak saplanır; Lorenzo boğazından yaralanır ama kurtulur. Lorenzo’nun muhafızları kapıları kapatır.  Halk bunca yıl kentin refahını artıran Medici ailesine sadık kalır. Suikasttan kurtulan Lorenzo’nun intikamı acımasızdır: komploya karışan yetmiş civarında insan idam edilir, bazıları parçalanır, cesetler Arno nehrine atılır. Pazzi ailesinin armaları kentteki saraylarından kaldırılıp bu ortaçağdaki “damnatio memoriae” yani kolektif hafızadan silmenin belki de en ünlü örneklerinden birisidir. Pazziler tarihten silinmiştir. 

 

Cosimo Medici, Jacopo Carucci 1519-1520
Kaynak: Uffuzi Sarayı Müzesi Koleksiyonu

 

Floransa’yı günümüzdeki görkemine getiren ve aile mirasını şaşalı bir şekilde köpürten Lorenzo'nun entelektüel derinliği, dönemin nadir eğitimli ve edebi kadınlarından biri olan annesi Lucrezia Tornabuoni tarafından şekillendirilmişti. Annesinin bizzat şiirler yazıp yoksullara yardım eden dindar bir kişi olduğu bilinmektedir. Dedesinin ve babasını himayesindeki ünlü düşünür ve sanatçıların sofrasında yetişen Lorenzo; sarayında Verrocchio, Leonardo da Vinci ve genç Michelangelo gibi dehaları ağırlamıştı. Yaşıtı olan ünlü ressam Sandro Botticelli ile yaşam boyu sürecek yakın bir dostluk dahi kurmuştu. Lorenzo, halkın bağlılığını sağlamak ve muhalefeti unutturmak için kenti sürekli şenlikler, lüks ziyafetler ve turnuvalarla meşgul ediyordu. Görkemli sanatsal etkinliklerden adeta uyuşuturulan toplum itikada yüz çevirmiş, Hıristiyan değerlerinden uzaklaşmıştı. Bu durum Cumhuriyet yanlılarıyla din adamlarını ittifak yapmaya zolradı. Lorenzo zamanında parlayan ve Medicilerden sonra Cumhuriyeti yeniden ihya eden bir güç olarak Girolamo Savonarola ortaya çıkmıştır. Lorenzo'nun Clarice Orsini ile yaptığı evlilik şerefine Piazza Santa Croce'de düzenlenen görkemli tören tam bir siyasi güç gösterisine dönüşmüştü. Avrupa’nın dört bir yanından gelen sanatçılar, göstericiler ve düşünürler kentte günlerce sürecek bir festivali yaşatmıştı. Artık Floransa tümüyle Medicilerin zenginlik gösterisine dönüşmüştü. Sanat ve eğlence dolu kentin yemek kültürü de değişitir, yeni lezzetler katılıyordu. Lorenzo kent yurttaşlarına kentli olma gururunu yaşatıyordu. Ancak bu aşırı harcamalar, Medici Bankası'nın finansal olarak iflasın eşiğine gelmesine de yol açtı. İki nesil önce kurulan haneden iki nesil sonra tükenecekti. 

 

Lorenzo yaşlılığında neredeyse mirasını tüketen müflis bir tüccardı. Son nefesini verdiğinde himayesine aldığı Girolamo Savonarola’nın bağışlanma yakarışlarını duymadı, günahları için bu dindar vaizden af dilemeden öldü. Lorenzo’nun koltuğuna oturan oğlu II. Piero ise babasının karizmasından yoksundu. 1494’te Fransız kralı VIII. Charles’ın ordusu kente yaklaşınca Piero, bazı kaleleri ve bir miktar parayı rüşvet vererek kenti kurtarmaya çalışmıştı. Ancak şaşaya alışkın halk bunu ihanet saymış ve Medici’yi kentten uzaklaştırmıştır. İşte bu boşluğu Girolamo Savonarola doldurmuştur. Medicilerden sonra iktiarı ele geçiren keşiş Cumhuriyeti ihya etme sözüyle soyluları ikna etmiştir. Ancak ortaya çıkan tam bir teokratik diktatörlük olacaktır. Zaten öteden beri Medicilerin görkemli işlerine burun kıvıran bu Dominiken keşişi tekrar dindar bir Cumhuriyet olarak görmek istemektedir. Medicilerin Floransasını “yeni Sodom” diye lanetler, lüksü, küfürü ve aile üyelerinin hemcinslerine yönelen cinselliğini aşağılar. Çocuklardan oluşan beyaz giysili milisler kurarak Floransa sokaklarında terör estirir. 7 Şubat 1497’de Piazza della Signoria’da bir “şenlik ateşi” yakılır. Bu ateşte eski günlerdeki gibi yemekler pişirilip, içkiler içilmeyecektir. Bu kez sıra dindarlara gelmiştir. Kitaplar yakılır, aynalar, parfümler, sanat eserleri ve hatta Botticelli’nin bazı tabloları alevlere atılır. Savonarola iktidarı eline aldığı dört yıl boyunca Floransa’yı yeniden “Tanrı’nın kenti” yapmaya çalışmıştır. En az Mediciler kadar yozlaşmış bir başka aile olan Borgialardan gelen Papa VI. Alexander onu aforoz etmiştir. 23 Mayıs 1498’de Savonarola ve iki müridi, aynı meydanda yakılır. Rönesansın doruklarında, Reformun ise bir adım öncesinde yaşanan bu olay Martin Luther’in öncülü olarak anılmasına neden olacaktır. 

 

Kent bir ruhbanın delüzyonlarından kurtulmuştur ama geleceğin ne olacağı hala belirsizdir. Roma gölgesinde kente yeniden çekil verilmesi gerektiği sonucunda soylular anlaşır. Piero di Tommaso Soderini ismi üzerinde uzlaşıya varılmıştır. Yanına da henüz yirmi dokuz yaşında olan ve Lorenzo’nun sarayında çalışmış Niccolò Machiavelli de İkinci Şansölye olarak atanır. Perde arkasındaki Machiavelli kenti yeniden şaşalı zamanlarına sükun içinde taşımak istemektedir. Gücün odağındaki Cesare Borgia ile görüşür ancak iki adamın ideallerin örtüşmediğini hemen anladı. İdarelerinin çok uzun sürmeyeceğini sezmişti ama yine de şansölyesine yardım etti. Floransa ile uzun süredir savaş halinde olan Pisa’yı alt edip idareleri altına aldıklarında kent tarihine yapabilecekleri yegane etkiyi de göstermiş oluyorlardı. Başa geçmelerinden sadece üç yıl sonra 1512’de Medici’ler geri döndüğünde Soderini ve Machiavelli işten atılırlar. Sürgündeki Machiavelli ünlü eseri Il Principe’yi Medici’lere ithaf ederek geri dönmeye çalışır, ancak bu isteğinde başarılı olamaz. Machiavelli, bugün makyavelist [1]  tanımlamasını babası olarak anılır. Ancak belki de Floransa tarihindeki  “en az makyevelist” olarak anılmaktadır. Machiavelli adıyla özdeşleşen düşünceye tam bir tezat içinde cumhuriyetçidir, halkına düşkündür ve hayal kırıklığına uğramış naif bir düşünürdür.

 

Medici’ler kente döner ve on altıncı yüzyıldaki ikinci hanedan dönemi başlar. Artık eskisi gibi bankerlerin perde arkasında yönettiği bir sözde cumhuriyet değil, Medici hanedanın elinde kentte bir dükalık kurulmuştur. Lorenzino’nun intikam hırsıyla öldürdüğü kuzeni Alessandro’nun oğlu büyük dedelerinin ismiyle anılan I. Cosimo yeni hanedanı başlatmıştır. İktidar yıllarında Vasari Koridoru’nu, Uffizi Sarayını ve Boboli Bahçeleri’ni yaptırmıştır. On sekizinci yüzyıla kadar gelen ailen son ferdi Anna Maria Luisa de Medici, yüzyıllar boyunca biriktirdikleri koleksiyonlarını Floransalılara vasiyet etmiştir. Bu, modern müze kavramının doğuşlarından biridir. Hitler’in kendi kuracağı müze için talan etmeye geldiği Floransa, Medici’lerin hem yarattığı hem de sürekli tehdit ettiği bir kent olarak tanımlanabilir. Herkesin gözü bu kentin üzerindedir. Yüzyıllar boyunca hem beğeninin hem de hırsın odağında olmayı başarmıştır. Cosimo’nun kubbesi, Lorenzo’nun kanlı intikamı, Savonarola’nın ateşi, Michelangelo’nun saklandığı oda ve 1966’da kenti sular altında bırakan çamur aynı hikâyenin kirli parçalarıdır. Floransa artık şiddetle örülmüş, baskıyla eğlendirilmiş, zenginlikle susturulmuş bir halkın ortak mirasıdır. İnsanlık tarihi boyunca güzellik, güç, hırs ve felaketle anıldığı halde yeni fikirlere ve inançlara bu kadar açık bir kentte bulunamamıştır. Ateş çemberinde sınanmış bu kent adeta bir "düşün laboratuvarı" rolünü ustaca üstlenmiştir. Medicilerin finansal ve siyasi hırsları, dünya sanat tarihini besleyen devasa bir patronaj mekanizması da yaratmıştır. Onlar gibi olmak isteyenler onları örnek almayı hala sürdürmektedir. Nice savaşları, işgaller ve hatta doğal afetler dahi bu kentin kimliği haline gelen mirasını yok edememiştir.


Doç. Dr. Selahattin ÖZKAN

 

Notlar:

 

[1] Amacına ulaşmak için ahlaki, etik, hukuki veya insani hiç bir kuralı tanımayan kişiye Makyavelist denilir. Her türlü yolu mübah gören, çıkarcı ve manipülatif tutuma sahip kişi veya bu anlayışı savunan kişilere Machiavelli’nin adından yola çıkarak bu unvan verilmiştir. Machiavelli'nin ünlü eseri Il Principe’de bir hükümdarın iktidarını korumak için gerektiğinde aldatma, sertlik veya “dindar görünme” gibi yollara başvurabileceğini savunmuş, siyaseti geleneksel ahlak kurallarından ayırmıştır.

 

Kaynakça

 

D. Waley ve R. Dean, İtalyan Şehir Cumhuriyetleri, Çev: H. Çalışkan, İstanbul: İş Bankası, 2014.

S. Y. Genç ve H. Syed, The Medici’s Influence: Revival of Political and Financial Thought in Europe, Belleten, 85: 302, 2021: 29-51.

J. Burckhardt, The Civilization of the Renaissance in Italy, Tra: S. G. C. Middlemore, 1860.

C. Hibbert, The Rise and Fall of the House of Medici, NY: W. Morrow, 1974.

J. R. Hale, Florence and the Medici, Londra: Thames Hudson, 1977.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder