Televizyondan Parlamento Yayınlarının Kısa Tarihi



Amerikan ve Fransız Devrimlerinden sonra ortaya çıkan Ulus Devlet ve Ulusal Meclis (İngiliz ve Fransız Krallıklarının daha önceki parlamento deneyimleri veya klasik Yunan ve Roma meclisleri de parlamentolar tarihine temel gösterilebilir ancak bunlardan hiç birisi Ulusal Meclis deneyimi ile benzerlik göstermez, köleliğin kaldırılması, kadınlara seçme ve seçilme özgürlüğünün tanınması ile genel oy hakkının yaygınlaşması ile Ulusal Meclis teorik genel geçer özelliklerine ancak ikinci dünya savaşı sonlarında yakalayabilmiştir. Ulusal Meclislerin kurulması ve demokratik parlamentoların çağdaş normlarda işlerlik kazanması ancak Avrupa'daki arkaik Ortaçağ hesaplaşmalarının rafa kaldırılmasını sağlayacak olan ikinci dünya savaşının sonuna kadar beklemiştir.) toplumsal demokratik geleneklerin gelişmesine ön ayak olmuşlardır.

Ülkelerin siyasal tercihlerine göre yer yer tek yer yer çift kanatlı parlamentolar oluşturulmuştur. Oluşan parlamentolarda ele alınan konular, yapılan tartışmalar, gerçekleştirilen münazaralar ve kabul veya red edilen kanunlar gündemin başlıca konusu teşkil etmiştir. Gazeteler ve aydınlar meclisteki tartışmaları günlerce tartışır, üzerine teoriler geliştirir, halk yığınları da bu etkilere gerekli ölçüde (bazen az bazen de çok) tepki gösterirdi.

Gazetelerin üstlendiği halkı bilinçlendirme fonksiyonu televizyonun icadı ile rekabete girmiştir. İlk kurulan TV kanalları (1920'lerde ABD'de ve 30'larda İngiltere'de ilk ticari tv kanalları kurulmaya başlamıştır. ABD'de daha çok özel sermayeli olmakla birlikte kıta avrupası ise kamu yayıncılığı üzerinde yoğunlaşmıştır.) bir yandan eğlence(entertainmet) bir yandan da haber olanaklarını evlerin oturma odalarına getirmişlerdi. TV'nin yarattığı sosyal değişimler ancak daha geniş bir çalışmanın konusu olabilir. Bu çalışmada ise daha çok Parlamento Televizyonculuğu üzerinde duracağım.

Parlamentoların faaliyetlerinin haberleştirilmesi her zaman gazeteciliğin ilgi konusunu oluşturmuştur. Gazete bu yeni rakibi karşısında zaman içerisinde güç kaybına uğramıştır. Bu güç kayıbının ana mihenk noktası ise TV'nin canlı yayınlar ile haberi ve eğlenceyi birebir taşıma kapasitesine sahipken gazete ancak bir gün sonra veya aynı gün akşam saatlerinde (akşam gazeteciliği bugün uygulama örneği kalmayarak tarihteki yerini almıştır. Ancak akşamları baskı yapan gazeteler, yeni günü beklemeden okuyucularına yaşanan günün gelişmelerini derleyip özetleyerek büyük bir okuyucu kitlesine ulaşmışlardı.) okuyucularına ulaştırabiliyordu. Hal böyle olunca TV'deki canlı yayın olanakları teknolojinin de gelişmesiyle yayın sürelerindeki kapsadığı bölümler artmıştır. TV haberciliği de giderek önem ve itibar kazanmış, sabah gazetesi okuma geleneği akşam haberlerini TV'den izleme geleneği ile perçinlenmiştir.


1980 yılında CNN'in kurulması ve haber televizyonu deneyiminin bütün dünyada etkinlik kazanması ile (özellikle ABD'nin körfez harekatları nedeniyle) tv ve haber ayrılmaz birer ikili olmuştur. Artık tv kanallarının haber kuşakları tvlerin prestij noktalarından bir tanesi olmuştur. Bu arada tarihte ilk kez ulusal meclislerin ve yasama faaliyetlerinin tv'den yayınlanması fikri ortaya çıkmıştır. ABD'de tv teknolojisinin kurulduğu günlerde yayıncılık faaliyeti üstlenmeyen kamu (liberal düşüncelere doğrultusunda hareket edilerek) daha sonra kamusal olanakların yayıncılık sektörüne kaydırılmasına karar vermiştir.

1970'de başlayan çok ortaklı ve kollektif mülkiyetli PBS deneyiminin aksine bağımsız bir editoryal kadronun iştirakçi tv kanallarından elde edilen kesintiler ile fonladığı bir yapıda yayın yapan C-SPAN kanalı 1979'da kurulmuştur. Kanalın yayın politikasına ne federal hükümet ne de katkı payları ile kanalı fonlayan tv kanalları karışabilmektedir. C-SPAN Amerikan Senatosu ve Temsilciler Meclisinin çalışmalarını 24 saat yayınlamaktadır. Yayınların içeriği sadece ABD yasam faaliyetleri ile kısıtlanmamış, ülkeyi veya dünyayı ilgilendiren önemli meselelerde İngiliz ve Fransız meclislerinden de yayınlar C-SPAN ekranlarına taşınmaktadır.



C-SPAN'in kurulması ile demokrasi bambaşka bir araca daha sahip olmuştur. C-SPAN ile yasama faaliyetleri ABD'li yurttaşların oturma odalarına kadar ulaştırılmıştır. Demokrasinin teorik çözümlemelerinden bir tanesi olan yasama faaliyetlerinin halka açıklığı ilkesi fiziki şartlar nedeniyle sağlanamıyor iken (herkesin evinden kalkıp Washington'a meclis çalışmalarını izlemek için gelememesi!) artık sadece bir aptal kutusu(!) sahip olunarak başkentte yapılan oylamalarda başkente gönderilen temsilcinin gerçekten çalışıp çalışmadığı veya ne yönde çalıştığı kontrol edilebiliyordu. Bu araç sayesinde geniş halk yığınları çıkarılan yasalardan veya vatandaşları birinci elden ilgilendiren konulardan anında haberdar olabiliyor, araya bir başka yorumcu (gazete muhabiri, köşe yazarı veya tv yorumcusu) girmeden haberin kaynağı olan parlamento faaliyetlerinden etkileniyor ve tepkiler koyabiliyordu.

Halkın birinci elden yasama faaliyetlerini izleyebilmesini sağlayan tv kanallarının ortaya çıkması demokrasi denilen oyunun daha şeffaf oynanmasını sağlamıştır. Daha önceleri başkentteki bir takım elitlerin kendilerini tatmini olarak kimi zaman halkın ilgisine mazhar olamayan yasama faaliyetleri önce gazete ama özellikle tv yayınları ile demokratik geleneklerin merkezine parlamentonun yerleşmesine büyük ölçüde katkı sağlamıştır. Özellikle ABD gibi yerelden gönderilen temsilcilerin kaderinin yerel seçmenlerin oyuna doğrudan bağlantılı olduğu demokrasilerde temsilcilerin görevlerini yerine getirip getirmediğinin takibi büyük önem arz etmektedir.

Parlamento TV yayınclığına BBC ise ABD örneğine göre nispeten geç bir tarihte başlamıştır. Bunda BBC'nin haber ağının çok geniş olması ve tarafsız haberciliği ile halkın bilinçlenmesinde gösterdiği hassasiyetin bilinmesi ve kemikleşmiş İngiliz parlamenterizminde tv yayınları ile parlamento faaliyetlerinin halka yansıtılmasının ABD örneğinde olduğu kadar büyük öneme sahip olmaması neden olmuş olabilir. Zira İngiltere'deki yasama faaliyetleri zaten halkın her zaman gözü önünde gerçekleştirilmekteydi. Tamam belki tv yayınları kadar etkili değildi ama gazeteler ve ana akım eğlence kanallarının akşam haberleri parlamento ve yasama faaliyeti üzerinde oldukça dikkatli durmuştur. (Ancak İngiltere'de yaşanan bu gecikmeyi İngiliz sınıfsal toplum gelenekleri içerisinde Yasama ve Siyaset'in toplumsal temelleri üzerine ayrıca durmak gerekir. Ne yazık ki böylesi kapsamlı bir değerlendirme hem bu yazının amacını hem de kapsamını aşacaktır, bu nedenle bu notla yetineyim.) Neyse ki 1992 yılında BBC aldığı bir karar ile BBC Parliament kanalını sadece yasama faaliyetlerine ayırmıştır.


BBC Parliament kanalı yine ABD'deki muadili olan C-SPAN gibi parlamento haberciliği ve yasama faaliyetlerinin tvden canlı yayınlanması işlevini üstlenmiştir. BBC Parliament Avam ve Lordlar kamarasından yayınlar yapmanın yanında özellikle 2000'lerden sonra daha fazla işlerlik kazanan İskoç, Galler ve İrlanda meclislerinin toplantılarını da ekranlarına taşımaktadır. BBC Parliament özel bültenleri ile ülkenin üyesi olduğu AB'deki yasama faaliyetlerini de izleyicilerine aktarmaktadır. Fransa da uzul yıllar gazete yazıları, radyo yayınları ve ana akım tv kanallarının ana haber bültenleri ile yetindikten sonra 1999'dan sonra La Chaîne Palementaire kanalını devreye sokmuştur. Kanal ülkedeki yasama faaliyetlerini izleyicilerine ulaştırmaktadır.

Parlamento ve yasama faaliyetlerinin geniş halk yığınlarına ulaştırılması demokrasinin tabana yayılmasında büyük bir öneme sahiptir. Özellikle Türkiye gibi demokrasiyi sindirememiş, ekonomik ve sosyal olarak geri kalmış ve parlamenter geleneklerini sindirmesine karşın toplumsal ve siyasal yaşantısında demokratik davranışları kemikleştiremeyen ülkelerde halk yığınları yasama faaliyetlerinden soyutlanmış durumdadır. Bu soyutlamanın ortadan kaldırılması ancak halkın ilgisinin demokratik yasama faaliyetlerine ilgisinin artırılması ile mümkün olacaktır. Ancak ne yazık ki 1994 gibi bir erken bir dönemde yasama faaliyetlerini yansıtması amacıyla TBMM TV kanalını kuran Türkiye bugün ehil olmayan ellerin yordamıyla yasama faaliyetlerinin tv yayınlarına kısıtlama kararı almıştır. Bu yanlıştan kısa sürede dönülmesi ülkemizin demokrasisi açısından elzem önemdedir. TBMM TV'de daha önce yayınlanan grup konuşmaları ve komisyon çalışmalarına önemli ölçüde sınırlamalar getirilecek.


Bu kısıtlamaya neden olarak da TBMM TV yayınlarının ülkedeki siyasal gündemi ateşlediğine, tartışmaları körüklediğine görüş farklılıklarını arttırdığına sebep olduğu görüşü gösterilmiştir. Ancak ne yazık ki bu tamamen yanlış bir okumadır. ülke gündemi TBMM TV'de gösterilen grup konuşmaları veya komisyon çalışmaları veya da genel kurul toplantıları nedeniyle ateşlenmemektedir. Ülke gündemi ateşli olduğunda bu ateşli tartışmalar meclise yansımaktadır. Yaşanılan tartışmaların sebebi TBMM TV değildir. TBMM TV sadece yaşananları aktaran yayın organıdır. Eğer siyasal yaşantımız daha düzgün ve düzeyli bir tartışma geleneğimiz olsaydı bu meclise yansırdı. Halkımız tartışmasını bilmediği gibi milletimizin birer uzantısı olan vekillerimiz de bilmemektedir. Tartışmasını bilmeyen vekiller de doğal olarak TBMM TV'de bazen hoş olmayan görüntülere sebep olmaktadır. Ancak bu görüntülerin sorumlusu TBMM TV değil, parlamenterlerimiz ve tartışma geleneğine haiz olmayan milletimizdir.


Yasama faaliyetlerinin yayınlanmasına engel olmaya çalışan iktidarın ve bu hakkın Türkiye halkından alınmasına temelsiz gerekçelerle destek olan fikir insanlarımızın demokrasimizin ilerlememesinde vebali olacaktır. Türkiye gündeminde yasama faaliyetlerinin yeteri kadar gündem oluşturmadığını düşünen benim gibi insanların bu ülkede yaşadığını da düşünmüyor değilim. Ancak bu yetersiz yayınlar bile şu an elimizden alınmaya çalışılmaktadır. Bu kısıtlamanın esas nedeninin ise Muhalefet Partilerinin medyada fazlaca yer almaması perde arkası baskılar ile sağlanmışken bu partilerin elindeki tek güç olan grup konuşmalarının iktidarın aleyhine kullanmaları olduğu yüksek sesle dillendirilmeye başlanmıştır bile.

Salt muhalefetin sesini kısmak amacıyla ticari televizyon kanallarına baskı yapılması ve bu televizyon kanallarının bu baskılara boyun eğmesi başka iktidarın demokrasinin tarih içinde yükselen yasama faaliyetlerinin kamu yayınını kısmaya çalışması başka bir konudur. İktidar dilinden düşürmediği ileri demokrasiyi hayata geçirmek istiyorsa perde arkasında gizli kapaklı işlerle uğraşacağına var olan hakların korunmasını sağlasın yeter. İktidar ve onun fikirlerini taşıyan yazarlar meclis çalışmalarından haberdar olmak gibi temel demokratik bir hakkı vatandaşlarına sağlayamamanın ayıbını ülkemizin boynuna yüklemesinler.


Yararlanılan Kaynaklar:

  1. http://en.wikipedia.org/wiki/BBC_Parliament
  2. http://www.c-span.org/about/history/
  3. http://fr.wikipedia.org/wiki/La_Cha%C3%AEne_parlementaire
  4. http://www.bbc.co.uk/editorialguidelines/page/guidelines-politics-practices-parliamentary/
  5. http://yesilgazete.org/blog/2011/07/20/meclis-tvnin-kapanma-istegi-akpden/
  6. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19884531.asp


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder