Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi diyor sözlükler Demokrasi için, tarihi ise en az kendisi kadar muğlak bu kavramın. Antik Yunan'dan başlayıp Fransız Devrimi'ne, Sovyetlerden tutup Amerikalara kadar türlü öyküsü elbette yazılmıştır. Günümüzde artan baskılara rağmen dünyanın hala her köşesinde insanların dilinden düşürmediği ortak bir kavram var ise muhakkak Demokrasi olmalıdır. Üzerinde çokça uzlaşıya da varılamadığı aşikardır. Az biraz tarihine bakmak ve yeniden tartışmaya açılan bu kavramı anlamak adına kadim zamanlardan başlayarak, yurt bellediğimiz yaşadığımız topraklar üzerinde başlayan en eski öyküsüne odaklanmak gerekiyor belki de.
Bir Hanedana, Ülkeye ve Koskoca Bir İmparatorluğa Adını Veren "Çin"
Ülkesine hem adını veren hem de adıyla anılacak bir hanedan kuran tarihteki çok ender örneklerden birisidir Çin isimli bu imparator. Bugün ülkesini, dilini ve tarihini onunla anıyoruz. Çincede isimler sonda, soy isimleri ise başta yazılır. İmparatorun ve ardıllarının soy ismi Ying, Qin ya da Çin olarak yazılabilmektedir. Bugün ilk imparatorun ismi hem bu büyük coğrafyayı hem onunla başlayan hanedanı hem de siyasal sistemi çok farklı bir yöne giden günümüzdeki modern ülkeyi tanımlamakta kullanılmaktadır. Çin’deki küçüklü büyüklü krallıkları birleştirip tüm ülkeyi kendi adıyla tanımlayan ve kendisine imparator diyen ilk hükümdar da Ying Zheng’tir. Çin’in ilk imparatoru hakkında bildiklerimiz Han hanedanı döneminde yaşayan tarihçi Sima Qian tarafından kaleme alınan Shiji 史記 “Büyük Tarihçinin Kayıtları” isimli eserle günümüze kadar taşınmıştır. Buna göre ilk imparator asil bir soydan gelmemektedir. Sima Qian imparator Ying Zheng’in babasının asil bir kadın yerine cariyeye âşık olmuş ve onu hamile bırakmış olduğunu da söylemektedir.
John F. Kennedy'den Atatürk Mesajı






