Sincan’da İslamistan ve Bir Hayali Halife: Bertram W. Sheldrake


Birinci Dünya Savaşı’nın Avrupa dışındaki yankıları genel anlatının içinde kendisine pek yer bulamamaktadır. Avrupa ve Amerika’daki gelişmeler, ve elbette kendimizle doğrudan ilintili Osmanlı İmparatorluğu’nun Yıkılışı ve Kurtuluş Savaşı gibi kısımları tarih kitaplarımızda sıklıkla okumuşsunuzdur. Birinci Dünya Savaşı’nın Afrika’daki izleri dahi Osmanlı ve Avrupa bağlantısı sebebiyle genel kültürel bilgimizde daha fazla yer edinmiştir. Öte yandan Birinci Dünya Savaşı’nın Asya’daki seyri ve sonrasında yaşananlar çoğu kişi için ilgi çekici ya da gerekli dahi görülmemektedir. Buna rağmen Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Asya’daki gelişmeler oldukça heyecan verici ve ilgi çekicidir.

On yedinci asırdan bu yana Asya’nın Güney ve Doğu kıyılarından başlayarak Moğol ve Tibet topraklarına kadar olan kısmı kontrol eden Çing Hanedanı Birinci Dünya Savaşı ile birlikte modernleşmek ile gelenekleri korumak arasındaki o ince çizgide kalmıştır. Bugün adına Çin dediğimiz devasa kozmopolit yapının içinde küçük bir ayrıntı gibi görülen bir zaman diliminde, önce Boxer Ayaklanması ardından da Mançu İsyanı gibi gelişmeler Birinci Dünya Savaşı’nın Asya’daki yıkıcı etkilerini doğurmuştur. Çing Hanedanı Birinci Dünya Savaşı’na hazırlanırken ortaya çıkan yeni bir ordu fikri Çin’in tarihini geri dönülmez şekilde değiştirmiştir.

Yirminci yüzyılın Avrupa’da doğurduğu modern askeri araç ve taktikleri ülkesine ithal eden Çing Hanedanı dünyanın içine düştüğü bu topyekûn dövüşten karlı çıkmak için çabalamıştır. Ancak bu çabaları nihayetinde sonuçsuz kalmış ve Çin Milliyetçiler ile Komünistler arasında yaşanacak bir iç savaşın içine düşüvermiştir. Bu yazıda Çin tarihinden, Çin denilen ülkenin sınırlarından ve kimliğinden ve Güney-Doğu Asya’ya özgü kimi karakteristik davranışlarından bahsetmeyeceğim. Onun yerine öteden beri Sarı Nehir kıyılarındaki hanedanların ekseninde ya da yörüngesinde kalmış kimi coğrafyalardaki tanıdıklardan bahsedeceğim.


Türklerin ata yurdu olan Orta Asya, Türklerin burayı büyük oradan terk etmesinden sonra küçük ve güçsüz beylikler tarafından bölgedeki büyük ve güçlü devletlerin himayesinde kontrol edilmeye başlanmıştı. Kimi zaman Hindistan kimi zaman Çin kimi zaman da Rus devletleri bugün adına Sincan denilen bölgeye kadar uzanarak kadim Türk yurtlarını yönetmeye çalışmıştır. Burada kalan Türkler ise kendi iç siyasi çekişmeleri, dinsel çalkantıları ve yaşadıkları coğrafyanın zorluklarıyla uzun bocalamalar yaşamışlardır. Bu çalkantılı zamanların yarattığı olaylardan birisi de hiç kuşkusuz tarihin en ilginç monarşi denemelerinden birisine yol açmıştır. Sincan’ın uzun ve sancılı tarihinde ise değinmek istediğimiz aralık belki de en önemsiz ayrıntı olarak tarihe not düşülebilecektir. Şimdi bu ziyadesiyle önemsiz ayrıntının birincil öznesi olan kişinin kişisel tarihine bakabiliriz. Bu kişinin adı Bertram W. Sheldrake’dir.

Bertram, Londralı bir baharat tüccarı olan Gosling Mullander Sheldrake’in oğludur. Aile içinde Roman Katolik olarak yetiştirilen Bertram 1903’te Müslüman olmuştur ve adını Khalid (Halit) olarak değiştirmiştir. Britain and India,Muslim News Journalve Minaretisimli yayınlar çıkarmış ve Ekvator’dan Onursal Doktora almıştır. 1926’da hizmete giren Londra’daki meşhur Fazl Camii’nin kuruluşunda yer almıştır. Daha sonra bu camii kurma işi Peckham Rye ve East Dulwich’te devam edince kurumsal bir kimlik kazanıp, nihayetinde Western Islamic Association isimli bir organizasyona dönüşmüştür. İki çocuk sahibi olan Bertram W. Sheldrake’nin bu ana kadar yaşamı ticari işleriyle dini hayırları arasında kalmış gibidir. 


Ancak Bertram W. Sheldrake 1930lara kadar kimi ünlüleri Müslümanlığa çevirmesi, İngiltere’deki birkaç caminin inşası ve babasından devraldığı turşu fabrikasının işletilmesi gibi şeylerle küçük bir çevrede sınırlı bir üne sahiptir. Bertram, ya da artık kendisine verdiği isimle Khalid, küçük ününü yaşarken dünyanın bir başka ucunda, Çin’in batı topraklarında eski Türk yurdunda bambaşka bir gündem vardır. Çin’deki emperyal düzenin yıkılıp modern bir devletin ayak sesleri duyulmaya başladığında Çin’in nicedir bir uzantısı olarak görülen Sincan’daki Türk soylu halklar Çin imparatorluğundan bağımsız bir devlet kurmak için çabalamaktadır. Bu çabaların sonucunda ilk Doğu Türkistan Cumhuriyeti doğmuştur. Ancak Doğu Türkistan Cumhuriyeti doğar doğmaz, bölgedeki kimi faal devletler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Bunlardan birisi de İngiltere’dir. 
İngiltere ve Rusya, yirminci yüzyılda Orta Asya’da Çin’den boşalan güç alanlarını doldurmak için birbirleriyle yarışıyordu. İngiltere Hindistan’daki sarsılan egemenliğini Hind ülkesinin ötesine taşıyıp Asya’nın içlerine yayılmak istiyordu. Sinca da İngiltere’nin ana yayılım alanlarından birisini oluşturuyordu. Ancak bu dönemde Hind Müslümanları (daha sonra Pakistan olarak ayrılacak olan kısımlar) üzerinde bölgedeki Müslümanları etkilemek isteyen İngiltere’nin de örtük teşvikiyle hayırsever Bertram W. Sheldrake yeni kurulan Müslüman ülke Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin temsilcilerini İngiltere’ye davet eder. Bu davetin sebebi ya da örtük İngiliz faaliyetlerinin bir uzantısı mı olup olmadığı hala tartışmalıdır.
İngilte’ye giden Sincanlılar Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin İngiltere tarafından tanınması ve uluslararası camiada seslerini duyurdukları için sevinçlidir. Bölgede kısa ömürlü Doğu Türkistan Cumhuriyeti yanı sıra Hotan Emirliği gibi devletler ardı arkasına kurulmuştur. Ancak bu sevinç daha sonra başka bir çarpıcı gelişmeye yol açacaktır. Doğu Türkistan Cumhuriyeti heyeti kendilerini ağırlayan Bertram W. Sheldrake’nin ülkelerinin kralı olmasını istemişlerdir. Müslüman olduktan sonra toplumsal ve siyasi roller almak için çabalayan Bertram önüne çıkan bu fırsatı altına çevirecektir. Evinde ağırladığı Doğu Türkistan delegasyonunun çağrısıyla Bertram kral ünvanını almak için yola çıkmıştır. Sincan’a varmadan önce Güney Doğu Asya’daki Müslüman toplulukları dolaşmıştır. Bugün her birisi bağımsız ülke olan Filipinler, Brunei, Malezya ve Singapur gibi yerlerdeki din kardeşlerini ziyaret etmiştir. 
Güney Doğu Asya’daki Müslüman toplulukları ziyaret ettikten sonra Hong Kong’ta İslam üzerine dersler vermiştir. Bertram bu ziyaretleri sırasında henüz kraliyet ile ilgili olan gelişmeleri basına açıklamamıştır. Hong Kong’tan sonra Sinca’a geçmiştir ama bu ikisi arasında yaşananlar birası muğlaktır. Sincan’dan sonra ise Pekin’e geçtiğinde artık “İslamistan Kralı Majesteleri Khalid” unvanını kullanmaya başlamıştır. Bertram bu unvanıyla Pekin’den sonra Tayland ve Japonya’yı ziyaret etmiştir. Bu esnada ise Londra gazetelerinde Bertram’ın haberleri çıkmaya başlamıştır. Gazetelerde Bertram’dan “Tatar ülkesinin Turşucu kralı”, “Tataristan’ın Banliyö Kralı”, “Dünyanın Çatısının Efendisi” ve “Kaşgar’ın İngiliz Emiri” diye bahsedilmektedir. 


“İslamistan Kralı Majesteleri Khalid” unvanıyla anılmaya başlayan Bertram W. Sheldrake Pekin’de Londra’dan gelen eşiyle buluşur ve kralı olduğu yeni ülkesinin başkenti Kaşgar’a doğru yola çıkmıştır. Ancak Bertram’ın Kaşgar yolcuğu hem bölgenin coğrafi zorlukları hem de Çin’in politik karışıklığı sebebiyle oldukça zorlu geçmiştir. Gelen haberler bu noktadan sonra oldukça karışıktır. Ruslar İngilizlerin Bertram W. Sheldrake’nin sözde krallığını Sincan’ı ele geçirmek için planladığını öne sürmektedir. Bertram W. Sheldrake’nin kralı olduğunu düşündüğü Sincan’a ulaştığı 1934 yılında ortalık iyice karışmıştır. Bertram W. Sheldrake’nin bir İngiliz ajanı olduğu ve Sincan’ın yeşim taşlarını çalmaya geldiği dedikodusu ortalığa saçılmıştır. 
Dedikodular, haberler ve Bertram W. Sheldrake’nin kimi beyanatları sonrasında bölgedeki siyasi dengeleri de değiştirmiştir. Afganlar ilk Doğu Türkistyan Cumrhuriyeti’ne ve kralı olan Bertram W. Sheldrake’ye desteklerini çekmişlerdir. Çinli Komünistler ve Japonlar da Sincan’daki bu gelişmelere itiraz etmişlerdir. Böyle olunca Bertram W. Sheldrake henüz daha Kaşgar’a dahi ulaşamadan eşiyle birlikte Hindistan’daki İngiliz yönetimine sığınmak zorunda kalmıştır. Haydarabad kentinde biraz konaklayan sözde kral daha sonra eşiyle birlikte İngiltere’ye dönmüştür. İngiltere’ye dönen bu sözde kral unvanını kullanmaya, İslam ve Türkista ile ilgili dersler vermeye ve hayır işleri için bağış toplamaya devam etmiştir. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’de de bulunan Bertram W. Sheldrake 1947’de Londra’da ölmüştür.
Sincan’ın uzun ve sancılı tarihinde kısa bir paragraf olan Bertram W. Sheldrake’nin öyküsü burada bitiyor. Sincan’ın öyküsü ise hala devam ediyor. Sincan’da yaşayan Müslüman toplumlar, Türkler, Uygurlar ve diğerleri, özgürce yaşamak idealleri için kendi kendilerini yönetmek ve kendi kaderlerini tayin etmek için amansız bir mücadele veriyorlar. Bu mücadele ekonomik çıkarların, politik ve ideolojik müdahaleler nedeniyle içinden çıkmayı imkânsız kılmaktadır. Eski güzel günlerdeki gibi İpek Yolu’nun kervanlarının canlı bir durağı olan Kaşgar ile Turfan’ın debdebeli çarşılarında gezilen yarınlar umarım çok da uzak değildir.


Kaynaklar:
Jamie Gilham, Loyal Enemies: British Converts to Islam 1850-1950, Oxford University Press, 2014
Everest-Phillips, Max (1990). "The Suburban King of Tartary". Asian Affairs. Royal Society for Asian Affairs. 21 (3): 324–335.
Everest-Phillips, Max (1991). "British Consuls in Kashgar". Asian Affairs. Royal Society for Asian Affairs. 22 (1): 20–34.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme