Vitus Jonassen Bering ve Alaska'nın Talihsizliği


ABD siyasi haritası incelendiğinde, ana karayla bağlantısı olmayan ve tek kara yolu bağlantısının Kanada üzerinden yapılması gereken Alaska derin bir tarihin izlerini taşıyan kadim topraklardır. Üzerinde binlerce yıldır yaşayan yerlilerden sonra buraları gören ilk beyaz insanlar Ruslar olmuşlardı. Zaten bu soğuk toprakların ismi de yerli Eskimo dilinden Rusçaya oradan da İngilizceye geçmiştir. Bu toprakların insanları zor şartlara uyum sağlamış, doğayla bütünleşik ve barış ruhlu insanlardır. Kıtanın Avrupalılar tarafından işgali sırasında coğrafi zorluğu bu toprak parçasına görece bir koruma sağlamıştır.

İngilizlerin kuzeyden, Portekizlilerin güneyden ve İspanyolların da ortasından saldırdığı Amerikan toprakları üzerindeki halkların hikayesi onlarca yıldır anlatılıyor, anlatılmaya da devam edecek. Bu kadim toprakları “keşfeden” beyaz insanların yarattıkları tahribatın öyküsünü nasıl anlatsak az. Ancak yine de kıtanın uçlarında başka öykülerin de yazıldığını unutmamak lazım. Avrupalı akıncıların güzergahlarına uzak kalan Alaska gibi topraklar ise barındırdıkları başka öyküler ile hatırlanmaktadır. Henüz daha devrim ateşiyle tanışmamış Rus İmparatorluğu diğer Avrupa imparatorlukları gibi dünyanın geri kalanı üzerinde hak aramaya yeltenmiştir.

Biz Türklerin büyük bir hamasetle deli olarak nitelendirdiği, bütün Avrupa’nın ise “Muhteşem” bildiği Çar I. Petro ülkesini ve hamisi olduğu toprakları genişletmişti. Rusya onun zamanında Avrupalı devletlerden birisi olarak nitelendirilmekteydi. Aynı Osmanlılar gibi Rusların da Avrupalı devletlerden birisi olmayı bir matah zannettikleri zamanlar olmuştur. Ülkesini karanlık bir dönemden modern bir devlete dönüştürmüş, St. Petersburg’u bir kültür ve teknoloji merkezi haline getirmişti. Kurduğu Üniversite ve Akademilerde Avrupalı büyük düşünür, şair ve bilim insanlarını buluşturmuş, batılı teknikleri ülkesine kazandırmıştı. Büyük Kaşif Vitus Jonassen Bering ortaya çıkana değil Rusların egemenliğindeki kuzey topraklarına birkaç macera ruhlu bilim insanı ve kaşif dışında ancak askeri yada siyasi amaçlarla ulaşılmıştı.
Bir aile geleneğini bozarak üniversite eğitimi yerine gemiciliğe merak saran Bering, on sekizine kadar batılıların kontrolündeki dünyanın neredeyse tamamını görmüştü. Kıta Avrupa’sına döndüğünde ise önüne çıkan altın bir fırsatı değerlendirmekten geri durmadı, Danimarka asıllı bir Rus komutanın denizci topladığını öğrenince kaydını yaptırdı. Birinci Petro’nun bitmek bilmeyen iştahıyla sürekli büyüyen deniz kuvvetlerinde yükselmesi de zor olmadı. Ancak yine de savaşlarda büyük başarılar gösteremez ve rütbesini yükselmez. Henüz kırk iki yaşında iken emekli olmayı seçer ama emeklilik günleri uzun sürmez ve bu sefer keşif ve doğu sınırlarının haritalandırılması göreviyle amiralliğe getirilir.

27 Aralık 1724 günü aldığı bu yeni emri uygulayacak sağlık sorunları yolculuğun bir türlü başlayamamasına sebep olur. Asıl hedefi, varlığı hep tartışma konusu olan kuzeydeki suyolunu bulmaktır. Zira Rusya’nın Asya topraklarının ucundaki Yakutsk ve Kamchatka’nın ardından bir denizin Çin’e ve Hint Adalarına ulaşacağı iddiası ortada, kanıtlanmayı bekliyordur. Bu keşfin Rus İmparatorluğu için anlamı muazzam. Hani, hep tarih kitaplarımızda duyduğumuz “sıcak sulara inmek” deyimi vardır ya. Bu suyolu tam da bu amaca hizmet etmektedir ve Rusların ticari, askeri ve siyasi diğer büyük amaçları için elzemdir. Gerçekten Rusların, Avrupalılar ile dünyanın siyasi ve iktisadi olarak paylaşımında rekabet etmesi için deniz yollarına doğrudan ulaşımı gereklidir ve doğu keşfi bu yüzden önemlidir.

Hastalıklar, kazalar, kapanan yollar ve erimek bilmeyen donmuş nehirlerin engellediği bu yolculuğun ilk etabı karadan tam iki yıl sürmüştür. Başkentten yola çıkan kafile ve araç gereçler Kamchatka’ya ulaştıklarında iki yıl gibi bir süre geçmiştir. Onlarca ton ağırlığındaki malzemeler, keşifte kendilerine eşlik edecek bilim insanları kafilesi ve onlara ait eşyalar, gıda malzemeleri ve yardımcı personel de eklenince Bering’in sorumlu olduğu yük daha da artmıştır.

Vostok, Fortuna ve Gabriel isimli gemileriyle büyük bir keşif ekibi Kamchatka’dan yola çıkarak bilinmezliğe doğru ilerler. O güne kadarki iddialara göre iki büyük ihtimal vardır ve ikisi de henüz kanıtlanamamıştır. Birincisi Rus Asya’sıyla İngiliz Kolombiya’sı kara yoluyla bağlıdır. Ki doğru olmadığı çok geçmeden anlaşılacaktır. İkincisi ise bugün doğru olduğunu hepimiz Bering sayesinde bildiğimiz, Rusya ile Amerika’nın arasında bir boğaz vardır ve bu büyük suyolu iki kıtayı ayırmaktadır. Yine de Bering’in ilk keşif gezisi yarım kalmış ve büyük bir başarısızlıkla kâşif St. Petersburg’a dönmek zorunda kalmıştır. Çok geçmeden sadece bir suyolu ihtimalinin daha kuvvetli olduğu iddiasının İmparatorlukça yeterli görülmemesiyle, Bering yarım kaldığı işi bitirmek ve Amerika’ya ayak basmak için ikinci bir keşif düzenlemeyi kabul ettirir.

Ancak bu kez Rus İmparatorluğundaki siyasi çalkantılar yüzünden Bering’in keşif ekibini toplayıp yola çıkması gecikmiştir. Kraliyet ailesinin hamiliğinde gerçekleştirilecek olan keşif yolculuğunda Bering’e eşlik edecek olanların belirlenmesinde de sorunlar yaşanmaktadır. Siyasi çekişmeler ve bu büyük keşfin tarihi tanıklığında bulunmak isteyenlerin çokluğu Bering’in zamanından çalmaktadır. Artık ellili yaşlılarına yaklaşmakta olan Bering’in sağlık sorunları da yolculuğa olan kuşkuyu artırmaktadır. Bering’in bütün bu sorunları aşıp yolculuğa çıkması için gereken süre neredeyse dört yılı bulmaktadır. 1733’te ilk küçük ekip yola çıktığında dahi hala keşifte bulunmak isteyenlerin talepleriyle boğuşmak Bering’in omuzlarındadır.

Kamchatka’ya son ekibin ulaşması 1737’ye kadar uzamıştır. Öncü bir ekibin daha kuzeyden Amerika’ya daha kısa bir yol bulma çabası da boşa çıkınca Bering ve beraberindeki üç bin kişilik ekip 1740’lı yılların başında ikinci keşiflerine nihayet başlayabilmişlerdir. Bu kez St. Peter, St. Paul ve Nadezhda isimli gemilerle hareket edilmiştir. Ancak Amerika’ya doğru ilerlemeden önce Asya’da kara bağlantısı olmayan son liman olan Petropavlovsk’a uğramak gerekmektedir. Bu kısa liman ziyareti sırasında kafilenin üçüncü gemisi olan Nadezhda’yı yitirirler, henüz sert denizlere açılmadan yaşanan bu kayıp büyük bir moral düşüklüğünü de beraberinde getirir. Kamzhatka’da yerliler ile Rus kaşiflerin yaşadığı sorunlar da Amerika keşfinin Ruslar için ne denli zor olduğunun bir başka göstergesidir. Henüz Rus İmparatorluğu kendi egemenliğini Asya’da oturtamamıştır ki oradan Amerika’ya ulaşsın. Ancak yine de Bering bütün fiziki ve moral zorlukları göze alarak son liman Petropavlovsk’tan Amerika doğru açılır.

16 Temmuz 1741’de bu büyük kafile Amerika kıtasına ulaşır ama Bering de dahil mürettebatın büyük kısmı hasta yada yaralanmıştır. Kafiledeki bilim insanları ve coğrafyacılar ulaştıkları kara parçasını inceleyerek Amerika’ya ulaştıklarını raporladıktan sonra Bering’in ilk emri geri dönüş hazırlıklarının başlaması yönünde olmuştur. Zaten gelirken bir gemiyi parçalamış diğeri ile de fırtına yüzünden yolları ayrılmıştır. Ancak sonuçta Amerika’yı “yeniden” keşfetmişlerdir ve görev başarıya nihayet ulaşmıştır. Dönüş yolunda Bering hastalığına yenilmiş ve daha sonra kendi adıyla anılacak olan bir adada vefat etmiştir. Ada bugün insan eli değmemiş eşsiz doğal güzelliği ile koruma altındadır. Bering’in ardından kafileye Alman asıllı bir başka kaşif George Wilhelm Steller kaptanlık edecektir. Steller’in de aynı Bering gibi adı bugün Alaska kıyılarındaki birçok ada ve sahilde yaşatılmaktadır.

Bering’in yaptığı bu ilk keşif ziyareti Alaska yerlilerine hastalıklar ve ağır ölümler dışında bir şey getirmemiştir. Barışçıl yarımada halkı gördükleri ilk beyaz insanları büyük bir hoşgörüyle karşılamıştır. Ancak karşılığında Rusların verdikleri değersiz hediyelerle birlikte ölümcül hastalıklarla yüz yüze kalmışlar ve kelimenin tam anlamıyla kırılmışlardır. Rusların ardından Alaska üzerine İspanyollar ve Japonlar da keşif yolculukları yapmışlar ve kimi askeri ve ekonomik koloniler kurmuşlardır. Ancak Alaska’nın esas siyasi yapısı üzerine durmamız gereken Российско-Американская Компания (Rus-Amerikan Kumpanyası)dır

Alaska’da Bering’in keşfinin ardından başlayan Rus yerleşimleri 1784 yılında kurulmaya başlamıştır. Kürk tacirlerinin büyük bir övgüyle bahsettikleri Alaska’nın vahşi topraklarına akın eden yalnızca Ruslar olmamakla birlikte Rusların çoğunluğu elinde tuttukları söylenebilir. Özellikle İspanyolların ve Japonların akınları da yoğundur ancak kimse Ruslar kadar büyük nüfus hareketleri sağlayamaz. Yerlilerin ise gelen beyaz akın karşısında tutunacakları dalları yoktur. Yerlilerin genel olarak istilacılardan farklı yaşam koşullarına sahip olması, farklı ekonomik alanlarda yaşamlarını idame ettirmeleri ve iki grubun birbirlerine olan temasını alan genişliğini nedeniyle kısıtlanması Amerika’nın geri kalanın aksine burada kısmen bir beyaz-yerli çatışmasının daha küçük çaplı olmasını doğurmuştur. Alaska’daki iki büyük yerli gruptan Aleut dilini konuşan Eskimolar sahillerde, Na-Dene diline sahip Eskimolar ise iç kesimlerde yerleşmişlerdi. Barışçı bir halk olan Eskimolar balıkçılık ve küçük düzeyli değiş-tokuş dışında toprak mülkiyetine de inanmazlardı.

Rusların ve aslında bütün beyaz Avrupalı adamların yüksek ulaşım maliyetleri nedeniyle Alaska’daki arazileri yerleşime açmak gibi bir niyetleri olmadığı düşünülebilir. Ancak sadece bir tek adamın Alaska’daki kürk ticareti tekeli karşısında Rus İmparatorluğundan yerleşim iznini alması ve Rus-Amerikan Kumpanyasını başlatmasıyla işin rengi değişir. On dokuzuncu yüzyıl boyunca Alaska’daki arazileri yerleşime açan Grigory Ivanovich Shelekhov ve ailesini kurduğu bu şirket yoluyla Ruslar Alaska’daki yerleşimlerini artırırlar. Ancak yerleşimlerin artışı yerli kabilelerle Rus yerleşimcilerin ve kürk tacirlerinin de karşı karşıya gelmesine neden olur. 1804’de Stika’da Ruslarla yerli Tlingit Kiks âdi kabilesi arasında bir savaş meydana gelir ve savaşın sonucunda yerli kabile mensupları yüzlerce yıldır yaşadıkları topraklardan çıkarılmışlardır. Bölgenin adı da değiştirilmiş ve Ruslar tam olarak emperyal bir içgüdüyle Alaska sahillerini sömürmüşlerdir. İlginçtir ki bu küçük yerli kasabası ilerleyen dönemde “Amerika Rusyası”nın başkenti olacaktır.

Ancak çok geçmeden Rusya anakarasında baş gösteren iç karışıklıklar, Avrupa’da yaklaşan savaş ihtimali ve Alaska’daki düşük ticari hareketlilik Rusların Alaska’daki yerleşimlerini “karlı” olmaktan çıkarmıştır. Büyük bir talihsizlik olarak Rus Emperyalizmi ilk fethinden büyük bir zararın içine girmiştir. İngiliz, Fransız yada İspanyollar gibi sömürüsünden büyük getiriler bekleyen Rus Emperyalistleri Alaska’nın o günlerde bilinmeyen petrol ve gaz rezervlerinden habersizce sadece kürk ticaretine bel bağlamışlardır. Kürk satışının yetersizliği ise Rusların hayallerini yarım bıraktırmıştır. Bütün bunların üzerine yirminci yüzyılın hemen başında Rusya’da başlayan siyasi karışıklıklar Alaska’daki sömürü rejiminin daha fazla sürmesine imkan bırakmamıştır. Çar II. Aleksander’in Rus İmparatorluğunun Amerika’daki topraklarını daha fazla tutmaya gücü yetmemiştir.

1824’de ABD ile 1825’de ise İngilizlerle yapılan antlaşmalarla belirlenen “Rus Amerikası” yada “Amerika Rusyası” topraklarının elden çıkarılması için Çar II. Aleksander ABD ile görüşmelere başlar. Amerika toprakları üzerinde kan ve gözyaşı ile kurdukları süper güçle iki büyük egemen; o toprakların gerçek sahibi yerlilerin görüşlerine dahi başvurmadan kendi aralarında yaptıkları gizli bir pazarlıkla Alaska’yı satılığa çıkarırlar. Dünya üzerinde para karşılığı el değiştiren ilk kara parçası olması nedeniyle Alaska belki de kendisini satılığa çıkaran Rus Emperyalistlerine en büyük kazığı atmıştır. Çar II. Aleksander kar etmiyor ve ekonomik getirisi az diye satılığa çıkardığı bu topraklarda bulunan gaz ve petrol kaynakları daha sonra Çar’la dalga geçilmesine dahi sebebiyet vermiştir. Ancak kaybeden; her şekliyle, Alaska yerlileri ola gelmiştir. Toprakları ellerinden zorla alının bu insanlar, satılığa çıkan vatanlarında bulunan değerlerden faydalanamamışlardır.

Alaska karışılığında yapılan ödeme çeki

Rusların Amerikan İç Savaşının hemen arkasından ABD’ye yaptıkları bu satış teklifiyle bir yandan ellerindeki “değersiz” bir toprak parçasından kurtulmak bir yandan da az da olsa o güne kadar ki harcamalarının bir karşılığını almak istedikleri düşünülebilir. Öte yandan Rusların İngilizlere karşı ABD’yi destekleyen böylesi bir satış ile İngilizlerin Amerika’daki çıkarlarına ters bir hareketle Avrupa’daki dengeleri yeniden kurmak istedikleri de düşünülebilir. Karşı taraftaki ABD’nin bu satışa da çok iştahla bakmadığını da not etmek gerekmektedir. İç savaşın hemen arkasından böylesi bir ekonomik yükün altına girmenin ABD’li komuoyu ve basın tarafından eleştirilmesi kaçınılmazdı. Satış anlaşmasına imza atan dönemin İç İşleri Bakanı William Seward çokça eleştirilmiş, anlaşma “Seward’s folly” (Seward’ın Ahmaklığı) olarak dalga geçilmiştir.

Ancak zaman bu eleştirileri haksız çıkarmıştır. Önce yaşanan “Altına Hücum” ardından da Alaska’da keşfedilen petrol ve gaz yatakları ABD tarafından verilen 7,2 Milyon Dolar’ı misliyle geri kazanılmasına yol açmıştır. Satışın ardından Tlingit kabilesi ABD hükümetine satışın geçersiz olduğunu, topraklarının kendilerine ait olduğunu bildiren bir dilekçeyle başvurmuşsa da olumlu bir sonuç alamamıştır. 1935 yılında ABD Kongresi yerlilere toprak kayıpları için dava açma hakkı tanıyan bir yasayı çıkarınca Tlingit ve Haidas kabileleri de Alaska’daki arazileri için ABD hükümetine dava açmıştır. 1959 yılında biten dava sonucunda Alaskalı yerli halklar haklı bulunmuş ve ABD hükümetine Alaskalı halklara tazminat ödemesi kararlaştırılmıştır. 1968 yılında kazanılmış olan dava sonucunda öngörülen tazminat tutarları yerli halklara bütünüyle ödenmiştir.

Bütün bunların sonucunda diyebiliriz ki diğer Amerikan yerlilerin tarihinde olduğu gibi Alaska yerlilerin tarihi de kan ve gözyaşıyla yazılmıştır. Yerliler açısında tarihi yazan el bu kez Avrupalı bir başka el, Ruslar olmasından başka bir fark yoktur. ABD eyaletleri arasındaki en yüksek yüz ölçümü ve en az nüfus yoğunluğuyla anakaradan ayrı gibi duran bu topraklar üzerinde yaşayan insanların tarihi yok, adları yok, iradeleri unutulmuş, hakları çiğnenmiştir. Günümüze doğru ise yerlilerin kazanımları artmıştır. Altmışlı yıllarda bütün dünyada başlayan siyasal canlanma diğer Amerikan yerlilerini etkilediği gibi Alaskalı halkları da etkilemiş ve kimlik mücadelelerini sürdürdükleri ilk siyasal ve sosyal örgütlere taşımışlardır. 1966 yılında kurulan “Yerlilerin Alaska Federasyonu” (Alaska Federation of Natives - Eskimo, Indian, Aleut) altında birleşmişler ve güçlenmişlerdir. Artık Alaska yerlileri birlikte hareket etmektedirler, topraklarının bir kısmını geri almışlar ve kendi topraklarından çıkarılan petrolden “geç de olsa” nemalanmaktadırlar. ABD hükümetleri ise diğer Amerikan yerlileri gibi AFN aracılığı ile Alaska yerlilerinin de siyasal ve kültürel varlığını tanımaktadır. Alaska konusunda büyük hatalara imza atan Rus Emperyalistleri, Çarı II. Aleksander’in yanlış öngörüsünün kurbanı olmuşlar ve devrimle birlikte tarihin çöplüğündeki yerlerini almışlardır.


Alaska'ya dair bir garip film: Alaska: A Modern Frontier (Alaska: Bir Modern Cephe)


Mevsimsel olarak yılın büyük bir bölümünü karlar altında geçiren Alaska'ya yeni beyaz yerleşimcileri çağıran bu video 1948 yılında Indiana Üniversitesinden Frank Barton tarafından hazırlanmıştır. Bir propaganda filmi olan videoda hiç kar görülmez, sanki hiç kış yaşanmaz gibidir. Amaç bu bakir toprakları "medenileştirmektir". Filmde görülen ender yerli insanlar ise oldukça "medeni"  kıyafetler içindedir, beyazlar gibi giyinmişler, beyazlar gibi "medeni" evlerde ikamet etmektedirler.



Yararlanılan Kaynaklar:
  1. James R. Gibsons, The Sale of Russian America to the United States, 1983
  2. http://www.alaskacenters.gov/alaska-timeline.cfm
  3. http://www.pbs.org/wgbh/americanexperience/features/timeline/alaska/
  4. Eric Gislason, A Brief History of Alaska Statehood,  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder