Kalevala "Fin Halk Destanı"


İskandinavya’da yaşayan ve Vikingler dışında kalan iki halktan birisi olan Finler dilleri, dinleri ve yaşayışlarıyla hem Vikinglerden hem de Sámilerden ayrılmaktadır. Sámiler ise Vikingler ve Finler dışında İskandinavya’da yaşayan üçüncü halk kitlesidir. Bu yazıda konu edilecek olan Finlerin inanç yapılarının merkezinde ise Kalevala isimli büyük destanları bulunmaktadır. Viking inançlarına ait birçok kadim metinde Finler ve inançları açıkça ötekileştirilmektedir. Bu çalışma kapsamında Vikinglerin kendilerinden ayrıştırmak için büyük çaba sarf ettiği bu halkın inançlarına ve inançlarının merkezinde bulunan Kalevala Destanı’na bakılacaktır. Kalevala insan yaşamındaki onur, refah ve aile gibi arayışların temelindeki istekleri sorgulayan, kişisel hırsları ve içsel duyguları anlamaya çalışan bir metindir. Germen destanlarındaki yüzüğün yerini Finlerde “sampo" refah değirmeni almıştır. Gerçekten de tüm halk destanlarında kahramanların peşinde koştuğu mutluluk nedir? İşte Kalevala bu soruya cevap arayan bir destandır. 


Yazarı belli olmayan eski bir halk söylencesi olan Kalevala on dokuzuncu yüzyılın tam ortasında Elias Lönnrot tarafından yayınlanmıştır. Babası fakir bir köy terzisi, kendisi ise aslen bir hekim olan Lönnrot Fin insanının ruhunda beslediği güzel çiçekleri 1828 ile 1834 yılları arasında derlemiş ve 1849 yılında yayınlamıştır. Metin elli adet “runot" denilen bölümden oluşmaktadır. Lönnrot’un çalışmaları özellikle günümüzde Rusya ile Finlandiya arasında bölüşülmüş olan Karelya bölgesinde yoğunlaşmış olduğundan Finlerin bir alt topluluğu olan Karellerle ilişkilendirilmiştir. Ruslar bölgeyi Finlerden kopardıktan sonra etnik ve politik ayrılıkları halkları bölmüş ve günümüzde bir ayrışma yaşanmıştır. Karel dili Fince’nin bir lehçesi ya da şivesi olarak ele alınabilecekken Rusların Sovyet döneminden başlayarak devam ettirdiği ayrıştırma çabası siyasi olarak bölünmeyi de getirmiştir. Bu bir başka yazının konusu olsun, burada Kalevala üzerinden devam edelim.


Elias Lönrot
Çizim: Bernhard Reinhold, 1872


Kalevala’nın bulunup basılması Fin kültür çalışmaları için tarihi bir dönüm noktası olmuştur. Kalevala’ya kadar Fin dili ve edebiyatı, folklorü, mitolojisi ve hatta tarihi hakkındaki tüm çalışmalar Viking tarihi ve inançlar hakkındaki kaynakları ve İsveççe üzerinde yapılabiliyordu. Oysa Kalevala’nın Viking Mitolojisi’nin esaslarını çizen Eddalardan ya da Germen mitolojisinin şaheseri olan Nibelungenlied’den farkı sadece dini ve tarihi anlatılardan farklı olarak sosyo-kültürel öğütler de içermesidir. Bu haliyle folklorün yansıması ve taşısıyıcı olduğu kadar mesleki, ahlaki ve uhrevi nitelikte çeşitli içerikleri bulunan didaktik bir manzumedir. Bu destan öteden beri merak uyandıran bir folklor ürünüydü. 1849’da Lönnrot tarafından unutulduğu kadim bilgeliğin tozlu raflarından indirilip yeniden tanıtıldığında hemen ilgi toplaması kaçınılmazdı. Unutulmamalı ki bu metin Grimm kardeşlerden Tolkien’e kadar Germen topluluklarla çalışan neredeyse herkes  tarafından az çok merakla incelenmiş ya da çalışılmıştır. 


Destanın anlatıcısı ve başkahramanı Väinämöinen isimli yarı-tanrıdır. Anlatının kahramanı olduğu kadar anlatanıdır da aynı zamanda. Büyüsel nitelikleriyle Väinämöinen’ın Viking-Germen inançlarındaki baş tanrı Odin-Wotan’ın bir eşdeğeri ya da yansıması olabileceği de konuşulmuştur. Otuzların Ülkü dergisinde henüz Türkçemize çevrilmemiş bu halk destanı tanıtılmış ve üzerinde yaşadığımız toprakların kadim ozanı Homeros’un yetkinliğiyle karşılaştırılmıştır. Derginin 26. Sayısında Kalevala hakkında bir yazı yayınlayan Koşay; “Odyssée’nin Sümerlilerin Gılgamış efsanesiyle alakası gösterildiğine göre Kalevala’nın proton tiplerini Asya’da aramaklığımız fazla cesaret olmayacaktır” diyerek Finlerle Türkler arasındaki ilişkileri işaret etmektedir. Bu ilişki daha sonra Ali Osman Abdurrezzak tarafından sürdürülmüş özellikle Türk destanlarıyla Fin destanları arasındaki benzerlikler üzerinde durulmuştur. 

Herkesin Peşinde Olduğu: Sampo
Akseli Gallen-Kallela, 1897.

Destanın başta gelen kahramanı Väinämöinen dışında Joukahainen, Demirci Ilmarinen, Aino ve  adını bilmediğimiz Pojohla bir kız da yer almaktadır. Destan dağınık ve yaygın bir coğrafya üzerinde derlenmiş olduğundan, olaylar arasında sıkı sıkıya bir bağlantı kurulamamıştır. Bu özellikleri Fin destanın mitolojik değerini düşürmektedir. Diğer yandan bu kadim metin Yunanların kitharasına, Türklerin kopuzuna benzeyen Finlerin kadim çalgısı kantele eşliğinde okunmak için yakılmıştır. Destan finlerin yaşadığı iki toprak parçası olan Kaleva/Väinölä ile Pojohla arasındaki ilişkileri, kendileriyle ve başkalarıyla yaşanan karşılaşmaları ve çatışmaları inceleyen bir metindir. Önce dünyaların yaratılışıyla başlayan anlatı sonrasında kahramanların tanıtılmasıyla devam etmektedir. 

Destanın başında bir kahraman olarak Väinämöinen’in yaşamına tanıklık ederiz. Anlatıya göre çok uzun zaman annesin karnında kalan Väinämöinen bir aksakallı olarak dünyaya gelmiştir.  İlk insan ve ozan olan Väinämöinen göklerin sahibi Ilmatar’dan doğmuştur. Ilmatar yerleri ve gökleri yarattıktan sonra doğan Väinämöinen de yeryüzüne ağaçları ve yaşamı bağışlamıştır. İnsanlığa arpadan içki yapmayı ve ezgi okumayı öğreten Väinämöinen olmuştur. Väinämöinen’in tanrısal yaratıcı zekasının göstergesi olan ozanlığına yüz çevirenler de olmuştur. Joukahainen isimli bir genç daha iyi şiirler yazabileceğini iddia etse de Väinämöinen tarafından kolayca yenilir. (III-V) Väinämöinen kendisine meydan okuyan gencin kızkardeşine talip olsa da ihtiyarlığı önüne engel çıkarır, genç kız bu saçı sakalı ağarmış bilgeyle evlenmek yerine kendisini derin sulara bırakır.


Väinämöinen’den hem yenilgisinin hem de kızkardeşinin intikamını almak isteyen Joukahainen aksakallı bilgenin önünü keser, Väinämöinen’in atını öldürse bilge ozan denize düşerek kurtulur. O esnada ortaya çıkan bir kartal tutup çıkardığı Väinämöinen’i kuzeyin büyücü bakiresi Louhi’nin memleketi olan Pojohla’ya götürür. Burada Louhi ile evlenebilmesi için sampo yapması istenir. Sampo hediye edildiği ülkeye bereket getiren büyülü bir refah değirmendir. Väinämöinen bu değirmeni yaptırmak için demirci Ilmarinen ile anlaşır, ancak bakire Väinämöinen’e değil Sampo’yu yapan demirci Ilmarinen’e kaçar. (VI-X) Daha sonrasında Lemminkäinen isimli bir başka karakterle tanışırız, yılanlar tarafından öldürülen Lemminkäinen annesinin büyüsüyle dirilmiştir. Kuzeye kendisine uygun bir gelin bulmak için yola çıkan Lemminkäinen annesine tarağını vermiş, annesinin korktuğu kaderiyle buluşursa taraktan kan sızacağını söylemiştir. (XI-XV) Pojohla’dan Louhi’yi istese de istediğini elde edememiş, Louhi’nin düğününe davet edilmemiştir. (XIX-XXV) Lemminkäinen düğüne davet edilmeyince hiddetlenir ve gelinin babasını öldürür. Pojohla’dan kaçmak ve annenisinin yanına gitmek zorunda kalmıştır. (XXVI-XXX) Bu esnada Demirci Ilmarinen bir köle almıştır. Kölenin babası Untamo kardeşini ve halkını öldürmüş sadece kardeşinin karısını sağ bırakmış ve kendisine eş yapmıştır. İşte bu birliktelikten Kullervo dünyaya gelmiş o da babası tarafınan Ilmarinen’e köle olarak verilmiştir. Ancak Kullervo ailesini bulmak amacıyla Ilmarinen’den kaçmıştır. Yolda genç bir kızla tanışan Kullervo ona aşık olmuş ancak kızın tanımadığı ailesinin bir ferdi, yani kızkardeşi olduğunu anlayına kahrolmuş ve kendini öldürmüştür. (XXXI-XXXVI) Kaçağı takip etmek üzere yola çıkan Väinämöinen’in gemisine ise devasa bir turna balığı çarpar, bu balığın kılçıklarından Kithara yapılacaktır. (XXXIX-XLIV) Lemminkäinen esir düşer, bekçileri uyandıran kitharası da parçalanır. Lemminkäinen küçük bir kuşun kanadında ülkesine döndüğünde Sampo’nun hakikatini ve kitharasının kıymetini anlar. Sampo’yu yitiren Kalevala üzerine hastalıklar ve canavarlar musallat olur. (XLV-XLIX) Marjatta isimli bir bakire yabanmersininden bir evlat peyda eder, bu çocuk Väinämöinen’e kötü haberler getirir. Kimse dinleme bilge ozanı, Karelya Kralı oğlanı alır ve besler. Väinämöinen’in gitme zamanı gelmiştir, kötü kehanetlerini eder, dizelerini ve kitharasının bırakıp denize açılır. (L) Şiir ellinci runotuyla burada biter. 


Neredeyse bütün halk destanları gibi burada da asıl öykünün arkasında bir ahlaki sorgulama, halk inançlarındaki kimi öğretileri aktarma kendisini göstermektedir. Finler kadim zamanlardan bu yana edindikleri bilgileri yeni nesillere aktarırken inanç nüvelerini de ölümsüzleştirmişlerdir. Bir derleme olmasının yarattığı bağlamı kurmak modern okurlar için oldukça zordur. Metindeki temalar ise günümüzün dünyasıyla neredeyse uyumsuzdur. Yine de anlatının ardındaki sırra vakıf olmak elbette mümkündür. Öte yandan mitoloji, filoloji, sosyoloji ve dinler tarihi okurları için metnin taşıdığı hazineler de bulunmaktadır. Viking tarihi ve dini metinlerinde sıklıkla anılan Fin büyücülüğünün izleri Kalevala’da açıkça kendisini göstermektedir. 


Doç. Dr. Selahattin Özkan






Yararlanılan Kaynaklar:


1. Kalevala: Fin Halk Destanı, Çev: Ritta Cankoçak, İstanbul: Everest, 2017. 

2. Nanon Gardin, Larousse Dünya Mitolojileri, Çek: A. Altınörs ve G. R. Ayar, İstanbul: Bilge, 2021.

3. Hamit Zübeyir Koşay, Finlerin Milli Destanı: Kalevala, Ülkü Dergisi, 1935: 26, s. 123-125. 

4. Ramazan Özey, “Fin Destanı Kalevala’da Coğrafi Görüşler”, EFAD, 1986:14, s. 215-223.

5. Ali Osman Abdurrezzak, Türk Dünyası Mitolojik Destanları ile Kalevala Destanının Tipolojik Açıdan Mukayesesi. Gazi Türkiyat, 2014: 1, s 189-223

6. Ali Osman Abdurrezzak, Kalevala Destanı Bağlamında Türk ve Fin Kültürlerinin Evlilik Adetleri ve Kadın Algısı Konusundaki Müşterekleri, Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, 2015: 8, s. 167-189.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder