ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yapay Zeka Işığında Bireysel Özgürlükler, George Orwell ve 1984

*



1984 İngiltere’de George Orwell Yılı olarak ilan edilmişti. Ünlü yazar bu yılı tahayyül ettiği aynı isimli eserini 1948’te yazmış ve haklı bir üne kavuşmuştu. Bu ünlü eser sadece sıradan bir edebiyat ürünü olmanın ötesinde keskin bir gelecek öngörüsü olarak da ele alınıyor edebiyatçılardan çok siyaset bilimciler tarafından tartışılıyordu. Çoğu kez tartışmanın çerçevesi Orwell’in kehanetlerinin doğru çıkıp çıkmayacağıydı. Bu soru o günlerde farklı görüşlerden farklı yazarlarca cevaplanmışsa da hiçbirisi günümüzün kesinliğine ulaşamamıştı. Bu soru onca yıl sonra kadük kalmıştır, Orwell’in yazdıkları ancak günümüzdeki ileri teknoloji araçlarıyla gerçekleştirilebilecek düzeydedir. Yapay zeka gibi bir teknolojik üstünlüğün bireysel özgürlükleri değil bilirli sınıfların üstün çıkarlarına hizmet edileceği şimdiden anlaşılmıştır. Aynı ünlü romancının eserinde yazdığı gibi teknoloji insana rağmen gelişmiştir, insanın hizmetine girmemiştir. Her zamanki gibi ayak takımı itilip kakılmış, çalışmaktan ve savaşmaktan başka bir işe yaramayacağı anlatılmıştır.

John F. Kennedy'den Atatürk Mesajı

Sadece on iki gün sonra Dallas, Texas'ta hala bütün ayrıntıları anlaşılamamış bir cinayetle hayata veda edecek olan John Fitzgerald Kennedy, Atatürk'ün ölümünün yirmi beşinci yıl dönümü için 9 Kasım 1963 günü özel bir mesaj yayınlamıştır. Kendi sesiyle kaydedilen mesajı Ankara Radyosu'nda yayınlanmak üzere Türkiye'ye gönderilmiştir. Mesaj, Atatürk'ün ölümünün yirmi beşinci yılı olması nedeniyle daha bir özenle hazırlanmış program çerçevesinde Cemal Gürsel'in de katılacağı bir törende ilk defa dinlenmiştir. ABD Başkanının on iki gün sonra ölümü ile bu tarihi kayıt daha fazla önem kazanmıştır. Bütün dünya gibi Türkiye de bu yakışıklı liderden etkilenmiş, konuşmalarında sıklıkla bahsettiği ideallerin ne olduğunu anlamak için çaba sarf etmiştir. 

Türk-ABD İlişkileri ve "Ortadoğu Komutanlığı" 1950-1952


1945 sonrasında açık bir şekilde Sovyet tehdidine maruz kalan Türkiye dış politikasını Sovyetlerden gelebilecek olası saldırılara ancak batılı devletlerden yardım alarak bertaraf edebileceği gerçeğini göz önünde bulundurarak şekillendirmiştir.[1] Bu bakış açısı dini, kültürel ve tarihsel bağlarının derin olduğu Ortadoğu devletleri ile olan ilişkilerini de etkilemiş ve bu gerçekliklerin dışında batı yanlısı bir politika izlemeye başlamıştır.[2] Dış politikadaki bu kırılmanın açığa çıktığı somut olaylardan bir tanesi de İsrail’in durumuna ilişkin Türkiye’nin tutumudur. Türkiye 1947 yılında İsrail devletinin kurulmasına sebep olacak taksim planının Birleşmiş Milletler ’deki görüşmelerinde esnek politika güdebilme yeteneğini yitirmemesi nedeniyle kendisine batılı devletlerce yapılan baskılara rağmen hayır oyu kullanmıştır.[3] Ancak aynı yıl başlayan Marshall yardımlarıyla birlikte Türkiye batılı devletlere daha çok yaklaşmaya başlamıştır.  Bu nedenle 11 Aralık 1948’de BM tarafından alınan Filistin uzlaştırma komisyonun kurulması kararına Filistin’in yakın doğuda sürekli bir kargaşa ve tehlike yuvası olmasından dolayı bölgede adaletli bir nizamın kurulması için Fransa ve ABD ile candan bir işbirliği temenni ederek evet demiştir.[4]