Sanat Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sanat Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hititler ve Kadeş Antlaşması


Günümüzden binlerce yıl önce Anadolu'ya yerleşerek Hattuşaş merkez alınarak devasa bir imparatorluk kuran Hititler dil özelliklerine bakılarak Hint-Avrupa kökenli bir uygarlık olarak ele alınmaktadır. Tarihte bilinen ilk yazılı antlaşma olan Kadeş Antlaşması Hititler ile Mısırlılar arasında imzalamıştır. Kadeş’te karşı karşıya gelen iki büyük uygarlık tarihimizin en önemli metnini yaratmışlardı. Bu metin hala siyaset bilimi çalışmalarının ve Yakındoğu tarihinin temel taşlarından birisidir. Hititlerin başkenti Hattuşa günümüzde Çorum ilimizdeki Boğazkale’de bulunmaktadır. Bugün bu kalıntılar UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almaktadır. Bu kadim imparatorluk çivi yazısını kullanmaktadır. Kendilerine özgü bir hiyeroglif yazı sistemin geliştirmişlerdir. Kadeş’te imzalanan anlaşma hem Hitit hem de Mısır dilinde kaleme alınmıştır. Bu siyasi metin tarihi bir belge olmanın yanısıra siyaset bilimi ve diplomasinin de başlangıcını belirlemektedir. Hititler  devlet yönetiminde kralın yetkilerini sınırlayan ve tarihte ilk kez soyluların haklarını güvence altına alan verilen bir meclis de kurmuşlardır. Bu çalışma içinde bir yandan Hititleri ve kadim başkentleri olan Hattuşa’yı değil aynı zamanda Kadeş anlaşmasını da tartışmaya çalışacağım. 

Bizans Sanatının Özgün Yapısı: İkonalar

Kutsal kişilerin temsil edilmesi için çeşitli form ve biçimlerde hazırlanan imgelere (εἰκών) verilen isimdir. Bu isim antikçağdan bu yana biliniyor olsa da sanatsal mükemmeliyetine İmparatorluğun yaşam süresinde ulaşmıştır. İsa, Meryem, melekler ve azizler ile başka önemli kişilerin önemli sahnelerinin yansıtıldığı bir sanat formudur. Bu sanat formunun dinsel yaşamın en önemli öğelerinden birisi olması onu diğer sanatların çok daha önüne geçirmektedir. İmparatorluğun yaşam süresi boyunca dinsel ve felsefi birçok tartışma ikonaların çevresinde kümelenmiştir. Örneğin birçok kilise babasına göre ikonalar kavranabilir dünyanın somut birer tasviridir. Gerçekliğin yansıması olması, benzetilmeye çalışan şeyin kutsallık ve yüceliği ikonaların her zaman el üstünde tutulmasına yol açmıştır. Tasvirlerini taşıdıkları kutsal kişilerin güçlerini yansıttıklarına, mucizeler gerçekleştirdiklerine ve uhrevi kişilikler ile aracılık yaptıklarına inanılmaktadır. Böyle olunca da ikonaların manastırlarda, saraylarda, martyonlarda, iş yerlerinde, evlerde, okullarda, kışlalarda ve hatta çoğu insanın üstlerinde bile bulunmaktadır. Küçüklü büyüklü onlarca ikona imparatorluğun en görünür objeleridir. Bu objeler sıradan bir anlamla Hıristiyanlık tarihinin çeşitli öğretilerini, karakterlerini ve mitlerini halka aktarmak için kullanılan araçlardır. Ancak bu anlamın batıdaki kilise resimleri, duvar freskleri ya da tasvirli vitrayları ile karıştırılmamalıdır. Batıda çoğunlukla kilise sanatları pedagojik amaçlarla sınırlı kalmış ve dinsel bir anlam yüklenmemiş iken doğuda tasvir ile uhrevi bir bağ kurulmuş ve ikonanın kendisi kutsal bir nesne haline dönüşmüştür.