Philadelphia'dan Alaşehir'e Kadim Kentin Kadim Tarihi
Büyük İskender: Dünya'nın Fatihi
Bilinen tüm dünyayı kendi egemenliği altında toplayan kaç kişiyi sayabilirsiniz. Doğduğu ülkenin sınırlarını bildiği dünyanın sınırlarına kadar taşıyan, zamanın en büyük düşünürlerinden eğitim alan ve adının önüne büyük sıfatının konulmasını en çok hak eden egemenlerden olan İskender bir kralın oğluydu, bir kral olarak yaşadı ve bir kral olarak bilinen bütün dünyayı kendi egemenliği altında birleştirdi. Yakışıklılığıyla, güçlülüğüyle ve cesaretiyle tasvir edildi. Hırslıydı, hınçlıydı ve gözünü kırpmadan tehlikelere atlardı. Felsefeden, politikadan ve sanattan anladığı tanıkların ifadesiyle kaydedildi. Yunanların üstün sanat formlarını sevdi, destekledi ve katkıda bulundu. İnatçılığı, acımasızlığı ve öfkeli yapısıyla engel tanımayan bir yapısı vardı. Muzaffer bir komutan, incelikli bir idareci ve acımasız bir fatihti. Cinselliğe, içkiye ve eğlenmeye düşkündü. Kentleri yaktırdı, yoldaşlarını öldürdü ve askerlerini katliamlara sürükledi. Genç yaşında kral oldu, yaşlanmadan istediklerine ulaştı, eğlendi, yaktı yıktı ve geçti. Egemenliği boyunca imparatorluğu içinde bir tek Atina’ya dokunmadı, her Yunan gibi o da Atina’ya hayrandı, tüm dünyayı Atina gibi yapmak için çalışmıştı. Atina’nın en büyük düşmanı olan Persleri yenerek Atina’ya olan minnetini tamamlamıştı.
Kadim Yakındoğu'nun Başkenti Babil ve Zorunlu Misafirleri
Bir kentten bir imparatorluğa dönen coğrafyasının sınırlarını çizemesek de adını da izini de tarihten silemiyoruz. Yeryüzüne tanrının oğlu olduğunu iddia eden bir Yahudi’nin gelmesinden tam yirmi dört asır öncesinde Akadların imparatoru Sargon başkentinin tam karşısına bir çukur kazdırmış ve adına da ganimetlerini ele geçirip getirdiği kadim kent Babil’in adını vermiştir. Tarihte Babil’den bahsedilen en eski kayıt bu intikam öyküsüdür. Demek ki Babil Sargon’dan da onun fethetme gayretinden de önce oluşturulmuş eski bir yerleşim birimidir. Akad imparatoru Sargon’un hırsını artıracak kadar yükselen ve nihayetinde fethedilip ganimetleri bir çukura gömülen Babil tarih boyunca imrenilmeye, özenilmeye ve kıskanılmaya bu ilk hikâyeden sonra çok uzun süreler boyunca devam edecektir. Babil ilk günden son güne kadar birçokları tarafından yağmalandı, Babillilerin yağmaladıkları onca başka uygarlık da cabası. Babil kaydedilen en eski imparatorluk başkentlerinden birisiydi, ancak onun farkı diğer tüm imparatorluk başkentlerinin hep onu örnek alması ve taklit etmesidir. Babil herkesi imrendirecek bir kentti. Yaratılış Şiiri’ne göre Marduk eski güçlere yenilince dünyayı yaratmış ve üzerine de kendisi için Babil kentini kurmuştur. Babil tanrı tarafından kurulan mitolojik bir kenttir.
Der Spiegel'in 1980 Darbesine Dair Söyleyemedikleri
1980 darbesinin üzerinden çok uzun yıllar geçti. Ancak etkisi hala sürüyor. Bu hain askeri darbe demokrasimizi derinden etkiledi, sosyal dokumuzun üzerinden silindir gibi geçti ve yaşam biçimimizi kökünden değiştirdi. İdaremize acı ve göz yaşı kadar bürokrasiyi, ataleti ve acziyeti de getirdi. Hala darbecilerin yaptığı anayasayı ve kimi düzenleyici kurumları atıp çağdaş bir demokrasi standardı yakalayamadık. Bu yolda ilerliyoruz ama önümüzde uzun hedefler var. Bugüne kadar tarihimizin bu karanlık dönemi için sayısız makale yazıldı, ciltler dolusu kitaplar kaleme alındı. Bu yazıda ise darbeden hemen bir kaç gün sonra ünlü Alman haber dergisi Der Spiegel’in 15 Eylül 1980 tarihli 38. sayısında yayınlanan özel dosya ele alınmıştır. En sonunda dosyanın orijinal nüshasını görebilirsiniz.
Yapay Zeka Işığında Bireysel Özgürlükler, George Orwell ve 1984
1984 İngiltere’de George Orwell Yılı olarak ilan edilmişti. Ünlü yazar bu yılı tahayyül ettiği aynı isimli eserini 1948’te yazmış ve haklı bir üne kavuşmuştu. Bu ünlü eser sadece sıradan bir edebiyat ürünü olmanın ötesinde keskin bir gelecek öngörüsü olarak da ele alınıyor edebiyatçılardan çok siyaset bilimciler tarafından tartışılıyordu. Çoğu kez tartışmanın çerçevesi Orwell’in kehanetlerinin doğru çıkıp çıkmayacağıydı. Bu soru o günlerde farklı görüşlerden farklı yazarlarca cevaplanmışsa da hiçbirisi günümüzün kesinliğine ulaşamamıştı. Bu soru onca yıl sonra kadük kalmıştır, Orwell’in yazdıkları ancak günümüzdeki ileri teknoloji araçlarıyla gerçekleştirilebilecek düzeydedir. Yapay zeka gibi bir teknolojik üstünlüğün bireysel özgürlükleri değil bilirli sınıfların üstün çıkarlarına hizmet edileceği şimdiden anlaşılmıştır. Aynı ünlü romancının eserinde yazdığı gibi teknoloji insana rağmen gelişmiştir, insanın hizmetine girmemiştir. Her zamanki gibi ayak takımı itilip kakılmış, çalışmaktan ve savaşmaktan başka bir işe yaramayacağı anlatılmıştır.
Bir Kralın Sonu: Bir Ülkenin sonu
Günümüzde adını dahi zor hatırladığımız Yugoslavya’nın ilk kralı I. Aleksandar kendi adını verdiği ülkesinde farklı etnik grupları bir araya getirmesiyle ünlenmişti. Gerçekten de I. Aleksandar Karacorceviç önce Sırbistan’ın sonra da Slovenya ve Hırvatistan’ın tek ve ortak kralı olarak taç giydiğinde henüz ortada Yugoslavya adında bir ülke dahi yoktu. Uzunca zamandır kanla anılan Balkanlarda barışı sağlamak için sadece içeride değil dışarıda da uzlaşıyı araması gerektiğini biliyordu. Sınır sorunlarını, çıkar çatışmalarını ve ulusal egoları yenecek adımlar attı. Kısa ama etkili egemenliği sırasında düşman kazanması da kaçınılmazdı. Ölümü azılı düşmanları tarafından haince pusuya düşürülmesiyle oldu. Bu suikast tarihte filme alınan ilk suikast olarak anılacaktı.





